GAPS FİZYOLOJİ REHBER
GAPS FİZYOLOJİ REHBER
GİRİŞ
Bu rehber, fizyolojik sorunu akut olan ve hızlı bir şekilde tedaviye başlaması gerekenler için hazırlanmıştır. Örneğin; ülseratif kolit hastası, Çölyak, Romatoit Artrit sorunları olan bir kişinin acilen tedaviye başlaması gerekmektedir. Normal bir kitap okur gibi en baştan okunmaya başlanırsa, durumu akut olan bu kişiler iyileşmek için zaman kaybedebilir. Bu nedenle, kitaptaki tüm konuların sırası değiştirilerek alternatif bir yol haritası çıkarılmıştır.
İlk çıkış noktamız
Kitabı alır almaz önce Yorumları okuyunuz, İçindekiler bölümünü satır satır gözden geçiriniz. Sonra kitabın yazarı, GAPS Protokolünün yaratıcısı Dr. Natasha Campbell-McBride’ın Giriş yazısını dikkatle okuyunuz. GAPS Nedir? Konusunu ve mantığını çok iyi kavramalısınız.
Giriş bölümün sonunda, Bağırsak ve Fizyoloji Sendromuna ait olabilecek semptomların ve sorunların bir listesi vardır, bu listeyi inceleyiniz. Sizin sorununuz bu listede hangisi?
Bu kitapta anlatılanları uygulamanız ve bağırsak mıkrobiyatasını dengelemeniz, bağırsak duvarındaki hasarı iyileştirdikten sonra; sadece belirgin olan sorununuz değil, farkına bile varmadığınız sağlık sorunlarınız da geçecektir. Belki cilt renginiz güzelleşecek, uykularınız düzelecek, enerjiniz artacak, kilonuz dengeye gelecek, saçlarınızın dökülmesi kesilecek, tırnaklarınızın kırılması bitecek, vücudunuzdaki bazı kistler geçecek vb. En korktuğumuz hatalıklar; Alzheimer, demans, kanser, MS, kalp ve damar hastalıkları riskleriniz de ortadan kalkacaktır.
Kitabın Giriş bölümünü dikkatlice okuduktan sonra, ilk durak noktamıza geliyoruz şimdi!
İlk durak: Kaçınmamız gereken yiyecekler (sayfa 140)
Lütfen 140.sayfadaki GAPS Kişileri Ne Yemeli ve Nelerden Kaçınmalıdır bölümüne ve bu bölümdeki Kaçınılması Gerekenler konusuna geçelim hemen. Kaçınılması gerekenlerin neler olduğu, bunlara dair mantıklı ve bilimsel açıklamalara detaylı olarak yer verilmiştir. Lütfen nelerden kaçınmamız gerekiyorsa, onları mutfağınızdan uzaklaştırmaya başlayınız, ilk işimiz budur. Margarin yağları, ay çiçek yağı gibi trans yağları, rafine billur tuz, beyaz şeker, makarna, un, pirinç, bulgur, dolabınızdaki Cola ve diğer gazlı içecekler vb. Bunlar size çok radikal gelecek biliyorum, kafanız karışacak, ilk isyanları içinizde yaşayacaksınız. Şunu bilmelisiniz; bunların hepsi bağırsaklarınız için, metabolizmanız için çok tehlikeli, hastalıklarınızın sebebi; bu nedenle sakıncalı olan tüm yiyecekleri mutfağınızdan uzaklaştırmalısınız. Yaşamınızda yeni bir döneme başlıyorsunuz; damak tadı için beslenmek değil, sağlığınız için, daha kaliteli bir yaşam için, hastane koridorlarında beklememek için; demans, Alzheimer, kanser, metabolik sendrom, obezite, diyabet, kalp ve damar hastalıkları gibi çağımızın vebası diyebileceğimiz hastalıklardan korunmanız için. Merak etmeyin aç kalmayacak, çok güzel beslenecek ve kolaylıkla acıkmayacaksınız. Vücudunuz yeniden aklını kazanacak, sakıncalı yiyecekleri canınız çekmeyecek, pastane vitrinlerini süsleyen pastaları sabun gibi görmeye başlayacaksınız. Fırınlardan gelen ekmek, poğaça kokularında; buğdayımızın genetiğiyle nasıl oynandığını ve neden oynandığını, ata buğdayımızın neslinin neden kurutulduğunun hikâyesini hatırlayacak çok yönlü acı da yaşayacaksınız. Belki bir zamanların köylerinde sabahın erken saatlerinde havayı dolduran yufka ekmeğinin kokusunu, ambarları dolduran ve bağırsaklarımızın tanıdığı, reddetmediği ata buğdayımızın hikâyesini anlatacak birileri. Belki de kimyasal gübre ile tanışmayan topraklarımızı, zehirli bitki ilaçlarının karışmadığı sularımızı, radyoaktivitenin olmadığı ve zehirli gazların salınmadığı günlerimizi hatırlatacak birileri. O zaman, beslenmenizden kaldırdığınız GDO’lu buğdaydan yapılan ekmekten, mis gibi tereyağımızın yerine geçen margarinlerden, paketlenmiş market ürünlerinden uzaklaştığınız için isyan etmeyeceksiniz.
Bu konunun devamında, sayfa 155’te İzin verilmeyen yiyecekler listesi vardır, bu listenin fotokopisini alıp buzdolabınıza asınız. Okuduğunuz ve öğrendiğiniz bu bölümle, iyileşmek için nelerden sakınmanız gerektiğini biliyorsunuz artık. Sakınmamız gerekli olan ne varsa, evinizden uzaklaştırdığınızı düşünüyorum. Eğer evde bir kişi dahi GAPS Protokolünü uygulayacaksa, evin tüm fertleri de uygulamalıdır. Dışarıda, iş yerinizde, komşunuzda, arkadaşınızda izin verilmeyen yiyecekleri tüketebilirsiniz; ama evde bunları tüketmemesi gereken biri varsa, evdeki hiç kimse de tüketmemelidir. Ülseratif kolit olan eşiniz, veya çölyak hastası olan kızınız veya epilepsisi olan oğlunuz vb. GAPS Protokolü uyguluyor, ona pasta böreği yedirmiyorsanız; siz de ve diğerleri de yememelidir…
Sıra İzin verilen, önerilen yiyeceklere geldi (Sayfa 159)
Kaçınmanız gereken yiyecekler konusundan sonra, neleri tüketmemiz gerektiğini öğreneceksiniz şimdi. Bunun için 159. sayfadaki Önerilen yiyecekler bölümünü iyice okuyarak devam ediniz. Hemen ilk besin grubu olan “et ve balık” sizi düşündürecek ve üzecek tabii. Ekonomik olarak çok zorlandığımız, etin ve et ürünlerinin çok pahalı olduğu bu dönem yaşıyoruz, gerçekten zorlanıyoruz ama bir çaresini bulmak zorundayız. İyileşmeniz, tüm sağlık sorunlarınızın ana kaynağını kurutmanız, sağlıklı ve uzun bir ömür için; GAPS beslenmesine bütçe ayırmak durumundasınız.
GAPS beslenmesinde yer alan bütün besin grupları; bağırsak mikrobiyotasını dengelemek, bağırsak duvarını sızdırmaz hale getirmek, aynı zamanda tüm bedeni yeniden yapılandırmak içindir. Bu bölümün bitiminde İzin verilen yiyecekler listesi vardır, bu listeyi tek tek gözden geçirip, fotokopisini buzdolabınıza asınız. Bu listede adını ilk defa duyduğunuz peynir çeşitleri, sebze ve meyve çeşitleri olabilir, bunlar size öneriliyor anlamı taşımaz; uluslararası bir kitap olduğu için her ülkenin tükettiği izin verilen yiyecek çeşitlerine yer verilmiştir. Evinizdeki izin verilmeyen yiyecekleri uzaklaştırmıştınız, şimdi bunların yerine evinizi izin verilenlerle dolduracaksınız: şeker ve nişasta içermeyen, taze ve doğal her çeşit sebze, meyve, et, süt, yumurta, tereyağı, doğal tuz, sızma zeytinyağı vb. ile.
Hazırladığınız her çeşit yemek ve içecek, salata; menülerinizi oluşturan her şey izin verilen yiyecekler listesinden olmak zorunda. Yapacağınız ilk radikal değişiklik budur. Şu anda ekonomik olarak zor bir dönemden geçiyoruz. Tabii ki ayçiçek yağı yerine sızma zeytinyağını almak çok pahalı. Doğal yumurta, tereyağı, et çok çok pahalı olduğu gibi, ayni zamanda emek isteyen bir beslenme modeli. Marketten süt alırken, şimdi kaynağını bildiğiniz çiğ süt arayacaksınız. Yoğurdunuzu marketten alırken şimdi siz yapmaya başlayacaksınız. Rafine tuzu hazır olarak alırken, kaya tuzunu en doğal haliyle alıp değirmenden çekeceksiniz belki. Yemeklerimizi, içinde nişasta ve rafine şeker bulunmayan malzemelerle yapmak bizi biraz kısıtlayacak.
İlk Eylemimize, ilk uygulamamıza başlıyoruz
Bir sonraki adımlara geçmeden önce, ilk eylemimiz izin verilmeyenleri beslenmemizden tamamen çıkarmış olmak, onun yerine izin verilenlere yer vermektir. İçinde nişasta olmayan, rafine beyaz şekerin, mısır şurubunun, market ürünlerinin, işlenmiş gıdaların olmadığı bir beslenmeye geçiyorsunuz. Tam GAPS Diyetine adım atmış oldunuz aslında. Beslenmemizin her aşamasında, sabah kahvaltımızda, öğle ve akşam yemeklerimizde, ara öğünlerde sadece izin verilen yiyeceklerle devam edeceksiniz. Bu durum bile sağlığınızda ciddi bir iyileşme sağlamaya başlar. Karbonhidratlar beslenmenizden çıktığı için vücudunuzdaki ödem tamamen gider ve birkaç kilo kaybedersiniz. Metabolizmanızda değişiklikler başlayacaktır, en önemlisi de enerjinizi şekerden değil, yağdan elde etmeye başlayacaksınız. Tam bu aşamada, geçiş aşamasında biraz halsizlik hissedebilirsiniz. Enerji elde etmek için, şeker metabolizmasından, yağ metabolizmasına geçiş yapıyorsunuz, bu durum sizi endişelendirmesin lütfen. Geçiş dönemini a bir süre yaşayacaksınız. Bir süre sonra bu durum geçecektir.
Yemeklerinizi yaparken tereyağı, iç yağı, kuyruk yağı, kaz yağı, ördek yağı gibi hayvansal yağları kullanmalısınız. Eğer zeytinyağlı yemek yapacaksanız, yemek piştikten sonra sızma zeytinyağını salata gibi yemeğin üstüne dökmelisiniz. Rafine tuz yerine, doğal kaya tuzu veya Himalaya tuzu kullanmalısınız.
Önemli bir konu daha var, yemeklerinize tencerelerin yapıldığı maddeden toksik metallerin girmemesi için; yemeklerinizi kaliteli çelik tencerelerde veya demir döküm, emaye, seramik tencerelerde yapmak durumundasınız. Eğer çelik tencere kullanıyorsanız, tencerelerinizin 18/10 Cr/Ni oranında olması gerekir. (%18 krom, %10 nikel ve %72’çelik olduğu anlamını taşır.) Kitabın ilerleyen sayfalarında “Bağırsak ve Fizyoloji Sendromlu Kişiler İçin Detoksifikasyon” konusunda daha detaylı öğreneceksiniz ama, acilen GAPS yemeklerini hazırlamaya başlayacağınız için, bu bilgiyi burada paylaşmak zorundayım. Yaptığınız yemeklere ağır metal verdikleri için; alüminyum, teflon, diğer yapışmayan tencereleri ve mutfak kaplarını da asla kullanmıyoruz.
Şimdi GAPS Diyetinin yıldız yemeklerini hazırlamaya başlayınız
GAPS diyetini uyguladığınız sürece, hatta tüm yaşamanız boyunca her an evinizde bulunması gereken yiyecekleri hazırlamalısınız önce. Bağırsaklarınızı iyileştiren en önemli yiyecek GAPS usulü et suyu ve GAPS çorbalarıdır. Hemen bunları hazırlayıp öğlen, akşam hatta kahvaltılarınıza dahil etmeye başlamalısınız. Beyne ve vücuda toksin akışına neden olan sızdıran bağırsak sendromunu ve bağırsak hasarını iyileştiren GAPS usulü et suları, bu sulara yapılan sebze çorbalar yanında; geleneksel çorbalarımızdan olan kelle paça ve işkembe çorbalarıdır. Bu çorbalar bağırsağı tamir edecek, onaracak olan yapı maddeleri içerirler: kolajen, glikozamin, aminoasit, vitamin ve mineraller. Sıvı formunda olduğu için, bağırsakların sindirim işiyle uğraşmasına gerek kalmadan, yapı maddesi olarak bunları hemen kullanmaya başlayacaktır. Bu nedenle; hemen sayfa 245’te tarif edilen et sularından birini hazırlayın: et suyu, tavuk suyu ve balık suyu. Bu et sularıyla sayfa 251’deki temel çorba tarifleri’ ne göre çorbalarınızı yapınız ve bunları tüm öğünlerinizde tüketmeye başlayınız. Ayrıca geleneksel çorbalarımızdan işkembe ve kelle paça çorbaları da, sızdıran bağırsak sendromunu iyileştirdikleri için çok değerlidir, bunları da öğünlerinizde yer verebilirsiniz. Veya hazırladığınız GAPS Usulü et sularından istediğiniz çorbayı yapabilirsiniz, yeter ki içinde un, patates, pirinç veya nişastalı başka bir malzeme olmasın. Yumurta sarısı ve limonla koyulaştırabilirsiniz.
Öğünlerinizde yemek çeşidi olarak, içinde patates, pirinç, herhangi bir tahıl olmayan geleneksel etli tencere yemeklerini, musakka olarak adlandırdığımız kıymalı sebze yemeklerini, içinde patates olmayan güveçleri, ızgaraları, içine ekmek vb. konulmamış köfte yemek menülerinizde yer alabilir. Sabah kahvaltısında geleneksel undan yapılmış ekmek, börek, pasta, poğaça yerine; 300. sayfadaki GAPS unuyla yapılmış fırın ürünlerinden birini tercih edebilirsiniz. Eğer daha çok yemek tarifine ihtiyaç duyarsanız, 241. Sayfadan başlayan Ne Yemeliyiz ve Neden, Bazı Tariflerle bölümündeki tariflerden yararlanınız, sayfa 252 deki İçindekiler‘den seçebilirsiniz.
GAPS Diyetine hazırlık aşaması da olsa, mümkün olduğu kadar çiğ salata ve meyvelerden uzak kalınız. Aynı şekilde çiğ meyvelerin miktarını da azaltınız veya bazılarını haşlayarak yemeğe başlayınız; ayva, elma, şeftali gibi. Ayrıca salata olarak da, haşlanmış sebze salatalarına daha çok yer veriniz. Sorunlu bağırsaklar lifli gıdaları sindiremediği için, patojenik flora beslenecek, hasarlı ve sızdıran bağırsak duvarı daha da zarar görecektir. GAOS beslenmesinin yıldız yemeklerini hazırladık mı? GAPS Usulü et suyu, tavuj suyu, balık suyu, ve bu sularla yapulan çorbaları hazırladık ve içmeye başladık mı? Evet ise harşkasınız, iyileşme yolundasınız.
GAPS m bir başka yıldız ürünleri fermente gıdalardır. Artık yaptığınız et sularını ve et sularından yapılmış çorbaları tüketmeye başladınız. Bunlar bağırsak dokusunu tamir ediyor ve bağırsaktaki sızdıran delikleri kapatmaya başlıyor. Böylece sızdıran bağırsak sendromunun neden olduğu sorunlarınız yavaş yavaş geçmeye başlayacaktır. Henüz GAPS Protokolüne başlamadınız, sadece hazırlık aşamasındasınız. Fermente gıdalardaki faydalı mikroorganizmalar (probiyotikler) bağırsak floranızı dengeleyecektir. Bu nedenle şimdi mutfağımızda probiyotik gıdaları yapmaya başlayacaksınız ama tüketmeyeceksiniz. Probiyotik gıdaların en önemlisi, mutfağımızda mutlaka her an bulunması gereken sauerkraut adı verilen Alman usulü lahana turşusudur. Turşu denilince hemen aklınıza, sirke ile yaptığımız klasik turşular gelmesin, burada hiç sirke konulmadan, tuz ile yapılan lahana fermantasyonu ile oluşan laktik asitli turşulardır. Orta büyüklükte beyaz lahana ve havuç alarak, sayfa 260 da Lahana turşusu tipi fermantasyon konusunda tarif edildiği gibi yapınız fakat tüketmeyiniz. Kapalı bir şekilde fermente olmaya ve histamin oranı düşmeye devam etsin. Bağırsaklarımıza faydalı mikroorganizma sağlayan bir diğer fermantasyon yiyeceğimiz ise yoğurttur, her zaman buzdolabımızda kullanıma hazır bir şekilde bulunsun ama şimdilik siz kullanmayınız, yoğurt yapma pratiği kazanmak için ve sizin dışınızda evde yaşayanlar için yapacaksınız. Fizyoloji kitabının 268. sayfasındaki yoğurt yapma talimatlarına göre yoğurdunuzu yapınız. Geleneksel pazarlardaki köylülerden veya komşularınızdan yoğurt mayası almanızı önermem, marketlerden aldıkları yoğurttan maya kullanıyorlar. Yoğurt mayası olarak, Migros veya Carefoursa marketlerde her zaman bulabileceğiniz Süleyman Demirel Üniversitesi’nin Danem marka yoğurt mayasını kullanmanızı öneririm. Veya bulunduğunuz şehirdeki üniversitelerin ziraat fakültelerinde de üretilen yoğurt mayaları da bulabilirsiniz.. Size bir tüyo daha vereyim. Yoğurt mayası ile birlikte bir saşe de probiyotik ekleyiniz. Böylece yoğurttaki probiyotik çeşitini çoğaltmış olursunuz. Şu anda www.gaps-shop.com sitesinde satışta olan probiyotiğin fiyatı hem uygundur, hem de 13 çeşit probiyotik içerir, hem de bir saşesinde 10 milyar probiyotik bulunur. Benim yoğurt mayalarken kullandığım probiyotik budur. 5 litre süte 5 yemek kaşığı yoğurt mayası, 1 saşe probiyotiği sütle iyice karıştırınız, gerekli mayalama sıcaklığına gelen süte iyice karıştırınız. Yoğurt için çiğ süt temin ediniz. Yaptığınız her yoğurttan bir miktar ayırıp, bir sonraki yoğurt için maya olması için saklayınız. Henüz tedaviye başlamadık, tedaviye hazırlık aşamasındasınız. Unutmayın yoğurdu henüz evdekiler için yapıyorsunuz, henüz siz tüketmeye başlamadınız. Sayfa 202’de “Süt ürünlerine başlama planı” nı şimdiden uygulamaya başladınız bile. Bu nedenle bu konuyu çok dikkatle okuyunuz ve uygulamaya başlayınız. Vücudunuz kazeinden temizlenmeye başlayacaktır.
Şimdilik yaptığınız yoğurdu ve Sauerkraut adını verdiğimiz lahana turşusunu sadece evdekiler tüketsin. GAPS Beslenme Protokolünü hiç eksiksiz uygulamaya başladığınızda nasıl tüketeceğinizi ayrı bir konu başlığı olarak ileride yer yerdim. Kefir ve diğer fermente yiyecekleri daha sonra yapacaksınız. Ayrıca düzenli olarak probiyotik kullanıyorsanız dozunu yavaş yavaş azaltarak diyetinizden çıkarınız. Probiyotik adı veren faydali ve canlı mikropların bağırsaklarınızda hangi metabolitleri oluşturduğunu ve bunların hangi semptomları oluşturduğunu bilmiyoruz. Henüz bunları ölçen bir laboratuvar yok. Çok güvenli ilerlemek için süt ürünlerini ve fermente gıdaları diyetimizden bir süreliğine çıkaracağız. Sonra protokolü uygulamaya başladığınızda yavaş yavaş ve kontrollü olarak diyetinize tekrar eklemeye başlayacaksınız. Karbonhidratlar diyetinizden çıktığı için patojenik flora zaten azalmaya başlayacak ve mikrobiyota yeniden dengelenmeye başlayacaktır.
Evimizde ve yaşam tarzımızda acilen yapmanız gereken değişiklikler
Sayfa 183’te Tedavi bölümünde öğreneceğiniz gibi, GAPS Protokolünün üç ayağı vardır:
- GAPS Diyeti veya GAPS Beslenmesi
- Besin Destekleri,
- Yaşam Tarzı Değişiklikleri ve Detoksifikasyon.
Kitapta bu üç ayak arka arkaya anlatıldığı için, önce GAPS diyeti, sonra besin destekleri, sonra da yaşam tarzı değişiklikleri ve detoksifikasyon olmak üzere sıralı olarak yapılacakmış gibi anlaşılıyor. Oysa tüm protokolün üç ayağının birlikte ilerlemesi gerekiyor. Önce GAPS diyetini uygulayayım, sonra besin desteklerini ekleyeyim daha sonra da GAPS yaşam tarzı ve detoksifikasyonu uygularım diye bir durum yok. Diyeti uygularken, ağır metal bırakan tencereleri kullanırsanız, bulaşıklarınızı ve çamaşırlarınızı toksik kimyasallarla yıkarsanız, dişlerinizi içinde flor ve çeşitli kimyasalların bulunduğu diş macunları ile fırçalarsanız hastalığınıza neden olan toksisiteye yine maruz kalırsınız.
GAPS protokolüne hazırlanmaya başladığınız bu aşamada, bir yandan evinizi ve yaşam tarzınızı, toksin girişine engel olacak şekilde acilen düzenlemeniz gerekiyor. Kullandığınız temizlik malzemeleri, bakım ürünleri, tencere vb. mutfak malzemeleri, su filtreleri, makyaj malzemeleri vb. konularla ilgili detaylı bilgilere 391.Sayfadaki Bağırsak ve Fizyoloji Sendromlu Kişiler İçin Detoksifikasyon konusunda ulaşacaksınız. Ama GAPS Diyetini tam anlamıyla öğrenip uygulamaya başlamanız çok zaman alabilir ve 391. Sayfada anlatılan konuya belki 8 ayda geleceksiniz. O zamana kadar protokolü eksik uygulamış olursunuz ve iyileşmeniz gecikir ve bazı semptomlarınız devem eder. Bu nedenle dışarıdan toksin girişini engellemek için evimizde acilen düzenleme ve değişiklik gerektiren durumlara yer vermeliyiz.
Evimizde kullandığımız metal mutfak eşyaları mutlaka iyi kalite çelikten yapılmış olmalıdır. Cam, emaye, seramik, demir döküm, içi emaye kaplı tencereler tercihlerimiz arasındadır. Plastik, alüminyum, teflon veya yapışmaz kaplarını asla kullanmıyoruz.
Mutfağımızda yer alması gereken en önemli cihaz su filtresidir. Sudaki toksik metallerin ve klorun süzülmesi aciliyeti olan bir durumdur. Özellikle kurşun su boruları, kurşun toksisitesinin en önemli kaynağıdır. Kurşunun vücuttan atılımı son derece yavaştır, yıllarca sürebiliyor ne yazık ki. Piyasada çeşitli su filtre çeşitleri mevcuttur. GAPS Fizyoloji ve Psikoloji kitaplarında da geçtiği gibi; ters ozmos su filtreleri önerilmiyor ama, Dr.Natasha’nın önerdiği sadece karbon filtreleri olanlar. Bulunsa gibi çok kirli su barındıran baraj sularını karbon filtesi ile içme suyuna dönüştürmek mümkün değildir.
Piyasada en yaygın kullanılan su filtreleri ters osmoz sistemini kullanan arıtmalardır. Önce suyunuzu tüm minerallerinden arındırıp acı ve asidik hale getirir; suya sonradan mineral filtresi, pH filtresi veya alkali filtre gibi aşama filtreleri ile riskleri belirsiz ek kimyasallar ekleyerek içme suyuna getirmeye çalışılır. Veya son günlerin modası olan PH değeri 9-10 arası olan alkali su çok popülerleşmiştir. Mide asidini nötrleştirip sindirimi daha ilk aşamasında felç eden su filtreleri de sağlığa uygun değildir. Vücudun asit baz dengesine müdahale eden PH’ı dengelemeyi iddia eden bu su filtrelerini de öneremiyoruz. Asit baz dengesini vücudunuzun eşsiz zekası ayarlayacaktır, dışarıdan müdahaleye asla ihtiyaç yoktur. Sayfa 327’deki Birinin Yemeği, Diğerinin Zehridir! konusunu şimdi okuyunuz lütfen. Bu bölümde asit baz dengesi konusundaki bilgi kirliliğinin tehlikelerini daha çok farkına varacaksınız. Sabahları aç karna, karbonat içmenizi önerenler bile vardır. Karbonat içmenin mide asidinin PH’ını yükselterek sindirim olayına tehlikeli olacak kadar müdahale edilmiş olur.
GAPS’la tanıştığımız 2013 yılından bu yana en ideal su filtresinin arayışı içinde iken zorunlu olarak ters osmoz sistemiyle suyu arıtan filtreleri kullanmaktan başka seçeneğim yoktu. Nihayet aradığım su filtresini 2025 yılında, tam 12 yıl sonra buldum. Ters osmoz arıtmalar gibi suyunuzu saflaştırıp acı ve asidik hale getirmediği için suya sonradan mineral filtresi, pH filtresi veya alkali filtre gibi aşama filtreleri ile ek kimyasallar eklenmesine gerek kalmayan bir su filtresi. Suyun doğal minerallerini, pH değerini ve TDS (Toplam Çözünmüş Katılar) dengesini koruyarak, kalp sağlığınızı ve genel yaşam kalitenizi destekleyen; suyun doğadan gelen özelliklerini bozmadan, biyomimetik seçici geçirgen (iyonlar düzeyinde) filtreleme teknolojisi ile sağlıklı suyu garanti eder. Böylece, riskleri belirsiz kimyasallardan uzak, tamamen doğal ve sağlıklı su içilebiliyor. İkinci bir RedoxAll filtre is; doğanın milyarlarca yıldır kendi kendini dengeleyip arındırmasını sağlayan redoks reaksiyonlarının bilimsel olarak taklit edilerek su arıtma sistemine entegre edilmiştir. Ayrıca; sudaki çözünmüş oksijen seviyesinin doğal tekniklerle yükseltilmesini sağlayan sistemibarındırır. Bir başka önemli nokta ise; su arıtma cihazını oluşturan tüm bileşenler (filtreler, su depoları, hortumlar vb.), NSF sertifikası gibi uluslararası kalite belgelerine sahip tedarikçilerden sağlanır. Tüm bu özellikleri bir arada şöyle tanımlayabiliriz: musluktan akan kaynak suyu
Evimizi GAPS protokolü ile uyumlu hale getirmek için; bulaşık ve çamaşır deterjanı, tüm temizlik malzemeleri mutlaka ekolojik, bitkisel, aynı zamanda doğa dostu olmalıdır. Aynı şekilde; diş macunu, sabun, şampuan, saç kremi, el kremi, nemlendirici gibi günlük bakım ürünleri; makyaj malzemeleri, kozmetik ürünler, saç boyaları da ekolojik olmak zorunda. Beynimizde ve tüm vücut dokularımızda bizi hasta eden toksinleri vücudumuzdan atmaya çalışırken, dışarıdan yeni toksin girişini engellemek zorundayız. Bugüne kadar GAPS’la tanıştığım 2013 yılından bu yana, hep arayış içindeydim. Evimde kullanacağım tüm temizlik ürünlerinin, bakım ürünlerinin nereden almalı ve temin etmeliydim. Ekolojik tüm ürünleri büyük marketlerden, internetten farklı markalardan da olsa bulmaya çalışıyordum. Artık ülkemizde tüm ihtiyaçlarımıza cevap verecek ekolojik temizlik ve kişisel bakım malzemelerini kolayca temin etmek mümkündür. Sizlere kolaylık olması açısından, ihtiyacınız olan en yaygın ürünleri bu siteden temin edebilirsiniz.
Besin Desteklerine kısa bir bakış
GAPS Protokolünün bir ayağı da gıda takviyeleri veya besin destekleridir. GAPS diyetini uygularken bazı besin öğelerini yiyeceklerimizle almamız mümkün değildir, bazılarının mutlaka desteklenmesi gerekir. Bu konuyla ilgili detaylı bilgilere 341. Sayfadaki GAPS Kışılerı İçın Besın Destekleri bölümünde bulacaksınız. GAPS Beslenmesinde olabildiğince en az düzeyde besin desteği kullanılır. sadece yiyeceklerle alamadığımız besin ögeleri, takviye edici gıdalarla desteklenir. Yiyeceklerle yeterince alamadığımız besin ögelerinin en başında Omega 3 gelir. ’ Şu anda doğal otlaklar, meralar olmadığı için, hayvanların sütlerinde, yağlarında, tavukların yumurtalarında Omega 3 yeterli miktarda bulunmaz, o nedenle mutlaka takviye edilmesi gerekir. Kitapları satın aldığınız GAPS Shop sitesinden, Besin Destekleri kategorisinden Omega 3 satın alabilirsiniz.
Ayrıca, gün boyu kapalı ortamlarda çalışanlar güneş ışığından yararlanamadıkları için D vitaminini de takviye edici gıda olarak tüketmelidirler. Eğer her gün öğle saatlerinde 45 dakika kadar çıplak derinize güneş ışığı gelecek şekilde güneşlenebiliyorsanız, vücudunuzun ihtiyacı olan D vitaminini oluşturmuş olacaksınız. Ama böyle bir imkanınız yoksa D vitamini takviyesine ihtiyacınız var demektir. Yine GAPS kitaplarınızı satın aldığınız GAPS Shop sitesinden D3K2 vitaminini satın alabilirsiniz.
Bağırsak sorunu olanların genellikle düşük mide asidi sorunu vardır ve bu konu çok ciddi bir durumdur. Sindirimin başlangıç noktası olan midenin PH’ın asidik olması için mide asidi güçlendirici kullanmanız gerekebilir. Tam bu noktada lütfen 382. sayfadaki Mide asidi güçlendiriciler konusunu okumanızı, çok iyi anlamanızı ve Betain HCl & Pepsin takviyesini kullanmanızı öneririm.
Şu anda bulunduğunuz noktada; izin verilmeyen bütün yiyecekleri diyetinizden çıkardınız, tüm öğünlerde GAPS Temel Çorbası, et suyu, işkembe ve kelle paça çorbası, içinde yasaklı hiçbir gıdanın olmadığı çorba veya yemeklerle devam ediyorsunuz. Evinizi yeniden düzenlediniz, kullandığınız organik temizlik malzemeleri bakım ürünleri ile protokolün 3. Aşamasını da uygulamaya başladınız. Hiç zaman kaybetmeden iyileşme yolculuğuna başladınız ve ilerliyorsunuz. Bu şekilde devam ederken TEDAVİ konusuna geçiş yapıyorsunuz. Sayfa 183 ten sayfa 239 a kadar GAPS Diyetinin tüm varyasyonlarını lütfen okuyunuz. Şu anda izin verilmeyen yiyecekleri diyetinizden çıkardınız ve sadece izin verilen yiyecekleri kullanarak menülerini oluşturuyorsunuz. Şimdi kitaptaki tedavi bölümüne geçiş yapacak ve önce GAPS Diyeti çeşitlerini tanımaya başlayacak sonra hangi GAPS diyet çeşidinin sizin sorununuzla ilgili olduğuna karar vereceksiniz. Ülseratif kolit, ishal, Crohn, otoimmün sorunları olanlar mutlaka sebzesiz GAPS diyetini uygulamalılar. Kanser, epilepsi gibi sorunları olanlar Ketojenik GAPS diyetine başlamalılardır. Ama şu ana kadar izin verilmeyenleri diyetinizden çıkarmakla TAM Diyet yapmış oluyorsunuz. Ama yine de kitapta anlatılan TAM GAPS Diyetini okuyunuz ve oradaki talimatlara uyarak biraz daha TAM diyette kalınız. Ardından kendinizi daha hazır hissettiğinizde, sorunlarınızın gerektirdiği diyet çeşidine geçiş yapınız. Bu diyet çeşidini tamamladığınızda tekrar Tam diyete geçiş yapınız. Bağırsak mikrobiyatanız dengelenince, sızdıran bağırsak sendromu tamamen iyileştikten sonra, Tam diyetten de çıkış yapınız. Bu aşamaları şimdi Tedavi bölümünde iyice öğreneceksiniz.
Asıl Konumuza gelebildik nihayet: TEDAVİ (sayfa 183)
Bu ana kadar, mutfağınızda sadece izin verilen yiyecek ve içeceklere yer vererek ilerlediniz. İzin verilmeyenleri tamamen evinizden ve diyetinizden uzaklaştırdınız. Artık şeker ve nişasta içeren hiçbir yiyecek beslenmenizde yer almıyor. Ayrıca her çeşit market ürünü, paketlenmiş gıdalar, gazlı içecekler, hazır meyve suları, rafine tuz, margarinler, bitkisel yağlar da mutfağınıza girmiyor. Yemeklerinizi sadece hayvansal yağlarla veya sızma zeytinyağı ile yapıyorsunuz. Zeytinyağını yemek pişirirken değil, piştikten sonra salataya koyar gibi ekliyorsunuz. GAPS usulü et sularını, bu et suyuna yapılmış GAPS çorbalarını, işkembe ve kelle paça çorbalarını dolabınızdan eksik etmiyor ve her öğünde bunlardan birini mutlaka tüketiyorsunuz. Fermente lahana turşunuz da hazır, dolabınızda her an ev yapımı yoğurt da bulunuyor. Evinizde kullandığınız kimyasal temizlik ve bakım ürünlerinizi, kozmetiklerinizi de ekolojik olanlarla değiştirdiniz. Omega 3 ve D vitaminini besin desteklerini tüketmeye başladınız.
Şimdi kitabın en önemli ve en can alıcı bölümüne geçiyorsunuz; 183. Sayfadaki Tedavi konusuna. Bu bölümü okuyunca göreceğiniz gibi; GAPS Tedavi protokolünün 3 ayağı vardır.
- GAPS Diyeti
- Besin destekleri.
- Detoksifikasyon ve yaşam tarzı değişiklikleri.
Protokolün ana unsuru, tedavinizin temeli iyileştirici olanı GAPS Diyeti’dir.. Sayfa 186’da GAPS Diyetinin 6 versiyonu olduğunu görüyorsunuz. Bağırsakları tamamen iyileştirecek olan, bağırsak duvarını sızdırmaz yapan, mikrobiyatayı dengeleyen Giriş Diyeti ve bazı özel durumlarda Giriş Diyetinden önce uygulanma zorunluluğu olan Bitkisiz diyettir.
Akut bir durum yoksa, çok ağır semptomlar yaşamıyorsanız 199. Sayfadaki Tam Diye’le başlayınız. Şu anda, beslenmenizde sadece izin verilenler yer alıyor ve izin verilmeyenleri tamamen çıkarmışsanız Tam diyet’e hazırsınız demektir. Genellikle Tam diyetle başlanması önerilir. Tüm mutfak hazırlıklarınızı tamamlamanız, GAPS diyete adapte olmanız, metabolizmanızı hazırlamanız açısından önemlidir. İlk okumanız gereken ve öğrenmeniz gereken ve uygulamanız gereken diyet Tam GAPS Diyetidir. Bugüne kadar izin verilmeyenleri çıkarmakla, GAPS usulü et suyu ve çorbaları tükettikçe Tam GAPS Diyetinin hazırlık aşamasını gerçekleştirmiş oldunuz. Şimdi sıra Tam Diyet’te. Ne zamana kadar? sayfa 185-239 arasındaki bütün GAPS Diyet versiyonlarını tamamen okuyup öğreninceye kadar. Çünkü GAPS Diyetini uygularken kendi içinde dönüşümler yapmanız gerekebilir. Tam diyet uygulayacak bile olsanız mutlaka diyetin en temeli olan sayfa 187’deki GAPS Giriş Diyetini çok iyi öğrenmelisiniz. Bağırsak mikrobiyatasını dengeleyecek ve bağırsak duvarını geçirmez hale getirecek olan Giriş diyetidir. Giriş ve Tam diyeti çok iyi öğrenmeniz için mutlaka GAPS Türkiye youtube kanalını izleyiniz. https://www.youtube.com/@GAPSTurkiye Bu kanalda, Dr.Asuman Kaplan ile benim birlikte sunduğumuz, GAPS Protokolü linkinde yer alan bütün videoları izleyiniz.
GAPS Diyetinin yıldız yiyecekleri mikrobiyatayı dengeleyen fermente gıdalar, bağırsak duvarındaki hasarı ve sızdıran bağırsakları iyileştiren et sularıdır. Her çeşit tarifleri bulacağınız çok zengin ve içeriği çok geniş olan tarifleri 241. Sayfada Ne Yemeliyiz ve Neden, Bazı Tariflerle bölümünde bulabilirsiniz. Diyet çeşitlerini öğrenirken, bir yandan da bu tarifleri inceleyiniz ve bazı yemek ve içecek tariflerini yapınız.
Eğer ülseratif kolit, Crohn, kanlı ishal, çölyak, ağır otoimmün sorunlar yaşıyorsanız, birinci aşamadaki sebze çorbalarını da kaldırıyorsunuz. Bu noktada hemen bitkisiz GAPS Diyetini uygulamaya başlamalısınız. Bitkisiz GAPS diyetini kanamalı ve akut durum geçinceye kadar devam ediniz sonra. Giriş diyetinin birinci aşamasına geçiniz. GAPS Giriş Diyetinin kendi içinde 6 aşaması vardır. Bu aşamalardaki ilerlemeyi; sanki 8 aylık bir bebeğin bağırsaklarının önce sıvı gıdalarla tanıştırılması, yavaş yavaş katı gıdalara geçilmesi ve katı gıdaların teker teker alıştırılması gibi düşünebilirsiniz. Giriş diyetinin birinci aşamasında sadece et suları, lif içermeyen sebzelerle et sularına yapılmış çorbalardır. Fizyoloji kitabında tüm aşamalar ayrıntılı biçimde ve herkesin anlayacağı şekilde anlatılmaktadır. Bu konuları çok iyi öğrenmelisiniz. GAPS sertifikalı hiçbir uzman size bu detayları öğretemez, bu detayların takibini yapması da pek mümkün değildir. Bu iş size düşüyor. Tekrar altını çiziyorum, kitapla birlikte GAPS Türkiye youtube kanalını sürekli takip ediniz, Ayrıca Dr.Natasha Campbell-McBride’ın www.gaps.me sitesinin, FAQs (Frequently Asked Questions – Sık sorulan sorular) linkinden sürekli olarak yararlanınız. Buradan her konudaki sorularınıza cevap bulabilirsiniz. Bilgi kirliliğinin olduğu internet ortamında sizi yanıltan pek çok bilgi karşınıza çıkacaktır. Sizin en büyük referans kaynağınız www.gaps.me sitesi ve GAPS Türkiye’nin youtube kanalıdır.
GAPS Giriş Diyetini çok iyi öğrenirseniz, diğer tüm GAPS Diyet çeşitlerini de daha iyi öğrenebilirsiniz. Giriş diyetinin ardından Tam GAPS Diyeti, bitkisiz diyet, ketojenik diyet, daha fazla sebzeli GAPS Diyeti ve sıvı orucuna yer verilmiştir. Burada en önemlisi sizin hangi diyet çeşidi ile başlayacağınız ve hangi diyet çeşidi ile devam edeceğinizdir. Her diyet çeşidinde hangi hasta grubunun hangi diyeti uygulaması gerektiği bilgisine yer verilmiştir. Önce tam diyetle başlayabilir, sonra giriş diyetine geçebilirsiniz. Ülseratif kolit, Chron, çölyak, kanlı ishal, aşırı derecede gaz ve karın ağrısı gibi ciddi bağırsak sorunlarınız varsa, bitkisiz diyetle başlayınız, sonra giriş diyeti, ardından tam GAPS Diyeti ile devam edebilirsiniz. Kanser, epilepsi, MS gibi sorunlarınız varsa, ketojenik GAPS Diyeti ile devam ediniz. Tam burada sayfa 462’de başlayan “A’dan Z’ye: Alfabetik Sırayla GAPS Durumları” bölümündeki sorunları tek tek gözden geçiriniz, sizin sağlık sorunlarınızın bunlardan hangisi olduğunu bulunuz. Orada hangi diyetle başlamanız ve nasıl ilerlemeniz gerektiği bilgilerine ulaşabilirsiniz.
Hangi diyete uygulayacağınıza karar verdiğiniz ve uygulamaya başladığınız gün mutlaka GAPS Günlüğü tutmalısınız. GAPS Fizyoloji setinin içinde GAPS Günlüğü de vardır, lütfen bu günlüğü diyete başladığınız gün kullanmaya başlayınız. Bu konuyu biraz daha detaylandırmak istiyorum.
GAPS Günlüğü
Günlükte; hastanızın yedikleri, içtikleri, kullandığı ilaçlar, aldığı besin destekleri, psikolojik ve fizyolojik semptomları, dışkılama durumu ve dışkısının özellikleri gibi notları yazacaksınız. Diyete eklenen bir gıdadan sonra hastanızın verdiği tepkiler çok iyi gözlenmeli ve GAPS Günlüğüne yazılmalıdır. Gaz, şişkinlik, ishal, kabızlık, alerji vb. fizyolojik durumları yanında; sinirlilik, öfke, uykusuzluk gibi hangi psikolojik semptomlari gözlüyorsanız bunları da günlüğünüze yazmalısınız. Günlüğe yazdığınız veriler yol haritanızı belirleyecektir. Semptomlara bağlı olarak tolere edilebilen veya edilemeyen gıdaları günlüğünüze yazdığınız bilgilerle takip edeceksiniz. Diyete yeni katılan bir gıdaya vücudun verdiği tepkiyi gözleyerek, bu gıdayı ya diyette tutabilir veya tolere edilemeyen durumda diyetten çıkarıp daha sonra diyete ekleyebilirsiniz. Eğer kayıt tutmazsanız, her gün yediklerinizi, deneyimlerinizi aynen hatırlamanız zordur. GAPS Günlüğü, beslenme programınızın kaydını tutmanıza ve bu programın sağlığınızı nasıl etkilediğini görmenize yardımcı olacaktır. Günlüğünüzü her gün doğru bir şekilde, ayrıntılara da yer vererek doldurun; böylece beklenmedik bir semptomda buna neyin yol açtığını daha kolay analiz edebilirsiniz.
Her gün, gaitanızı (dışkınızı) sürekli gözleyiniz. Çünkü bağırsağınızın sağlığının en büyük göstergesi gaitanızın durumudur: yumuşak, aşırı sert, keçi pisliği gibi taneli, ishal, içinde sindirilmemiş yiyecekler bulunan, yeşilimsi veya açık sarı renkli, suda yüzen durumda olması, pis kokulu olması bağırsaklarınızın sorunlu olmasının göstergesidir. Ağrılı, sancılı, kanlı ve aşırı mukuslu olması ve bu durumun sürekli olması, gastroenteroloğa görünmenizi gerektirebilir. Ayrıca; günde bir defa iki defa tuvalete çıkma durumu en ideal olanıdır. Daha fazla sayıda tuvalete çıkmak veya 3-4 gün veya daha fazla aralıklarla çıkmak da sağlıksız çalışan bağırsakların göstergesidir. Bu nedenle günlüğünüze gaitanızın özelliğini ve değişimlerini mutlaka yazınız. Olması gereken gaita; kahverengi tonlarında, rahatsız etmeyen kokuda, tek bir parça veya birkaç küçük parçadan oluşur ve sağlıklı bir bağırsak belirtisi olarak kabul edilir. Tüketilen yiyecekler, gıda takviyeleri gaitanın farklı renklerde olmasına sebep olabilir. Diyetinize eklediğiniz bir yiyeceğe vücudunuzun verdiği tepkiyi gaita özelliğinden de anlayabilirsiniz. Her gün gaitanızı izlemeniz ve günlüğe kaydetmeniz çok önemlidir.
Bazen yediğiniz ve içtiğiniz dışında başka koşulları da yazmanız gerekebilir. Evini yeni dekore etmiş veya boyatmış olan bir yakınınızı ziyaret etmeniz, alışveriş için gittiğiniz bir mobilya mağazası, alışveriş merkezi, hastane vb. gibi ortamları bile kısaca not almalısınız. Toksik olan bu yerler hastalık semptomlarınızı tetikleyebilir. GAPS Seti içinde bulunan GAPS Ajandası / Günlüğü tüm bu ayrıntılara yer verecek şekilde dizayn edilmiştir.
Şimdi bir başka kritik konuya değinmek istiyorum. Yiyecek ve içecekleri diyete eklemek veya çıkarmak son derece önemlidir. 8 aylık bir bebeğe ek gıdaların başlanması örneğini vermiştim. Bebeğe ek gıdaları verme yöntemi nasılsa, GAPS protokolünü uygularken de ayni şekilde olmalıdır. O nedenle bu konuyu ayrı bir başlık altında yazıyorum. Özellikle ciddi bağırsak ve sindirim sorunu yaşayanlar, ağır kronik hastalıkları olanlar (MS, Şizofreni, Çölyak, Alzheimer, kalp ve damar sorunları, diyabet 1 vb.) diyete ekleme yöntemini kesinlikle uygulamalıdır.
Yiyecekleri Diyetinize Dahil Etme Yöntemi
GAPS Diyetiniz boyunca, yeni bir gıdayı veya besin desteğini diyete eklerken çok dikkatli olunmalıdır. Özellikle MS, ülseratif kolit, çölyak, epilepsi, romatoid artrit, diyabet 1, metabolik sendrom vb. gibi otoimmün kaynaklı olan veya ciddi bir sağlık probleminiz varsa. Unutmayın, siz yeni bir bağırsak dokusu ve mikrobiyata oluşturuyorsunuz. Giriş diyetinin birinci aşamasında ve bitkisiz diyetin ilk aşamalarında ciddi bir eliminasyon vardır. Diyette sadece et suları, GAPS temel çorbaları, zencefil çayı. Bağırsakların dinlenmesine ve yeniden yapılanmasına fırsat verildiği çok önemli bir aşamadır. Bu aşamadan sonra, bir sonraki aşamaya geçtiğimizde yeni yiyecekler ekleniyor. 8 aylık bir bebeğin bağırsakları gibi düşünün, teker teker ve çok dikkatli eklemelisiniz. Gerçek bir alerjiyi, detoks tepkisini ve die-off etkisini önlemek amacıyla, yeni eklediğiniz her gıdayı az bir miktarla başlamak ve vücudunuzun tepkilerini gözleyerek o gıdayı ya diyetten çıkarmak veya kademeli olarak artırarak ilerlemek gerekir. Ama öncelikle diyete yeni eklediğiniz her gıdayı, içeceği veya besin desteğini; GAPS kitabının 165. Sayfasında anlatıldığı gibi, duyarlılık testi yaparak diyete ekleyiniz.
Yeni bir gıdayı diyetinize katmada tercih edilen miktar; yetişkinler için günde bir tatlı kaşığı, çocuklarda bir çay kaşığı, bebeklerde birkaç damladır. Yeni bir gıdayı diyetinize önerilen miktarda ekleyiniz ve ertesi gün tepkilerinizi gözleyiniz: kaşıntı, kızarıklık, ishal, gaz, şişkinlik, psikolojik semptomlarda artış vb. var mı? Olumsuz bir tepki varsa, bağırsaklarınız henüz o yiyeceği veya içeceğe hazır değil demektir, o gıdayı diyetten çıkarınız ve kendinizde biraz iyileşme gözledikten sonra tekrar diyetinize eklemeyi deneyiniz. Eğer olumsuz bir tepki yoksa kademeli olarak, gözlemeye fırsat olacak şekilde birer gün atlayarak artırınız:1. 3. 5. 7. Gün gibi. Diyete eklediğiniz yiyeceği ve tepkilerinizi günlüğünüze yazınız. Aynı anda birkaç farklı gıdayı eklemeyiniz, tek bir yiyecek ekleyiniz. Bir yiyeceğin etkisini anlamak için fazla sayıda değişken olmamalıdır. Diyelim ki Giriş diyetinin ikinci aşamasına geçtiniz, ikini aşama yiyecekleri; yumurta, güveçler, avakadodur. Siz ayni anda hepsini birden diyete eklememelisiniz. Teker teker, az bir miktarla, kontrollü ve kademeli ilerlemelisiniz.
Şimdi başka bir kritik konuya geçeceğiz.
Süt Ürünlerine Başlama Planı (sayfa 202)
Süt ve sütten yapılan tüm ürünlerin diyette yer alması hassas bir konudur. Laktoz ve kazein bazı kişilerde sindirimi açısından çok sıkıntı yaratabilir. Bu ürünlere de çok dikkatli diyete eklemek veya diyette tutmak gerekir. Bu konuda süt ve süt ürünlerinin diyete nasıl dahil edilmesi gerektiği ayrıntılı olarak anlatılmaktadır. Hangi diyet çeşidini uygularsanız uygulayın, süt ürünlerini diyete dahil etmekte çok acele edilmemesi gerekir. Vücudun olabildiğince kazeinden temizlenmesine fırsat verilmesi yanında, bağırsakların kazeini sindirebilecek kadar iyileşmesi gerekir. Bu plana göre önce saflaştırılmış tereyağı ile başlayan süreç, sonra tereyağı, sonra yoğurt suyu, kefir suyu, ekşi krema, yoğurt, kefir, peynir şeklinde devam eder. Saflaştırılmış tereyağı ile peynire geçen süreç bir yılda tamamlanır. Unutmayın bu plan, tam diyetle devam edecek olanlar ve sütü ürünlerine tepkisi olanlar, laktoz ve kazeini sindiremeyenler içindir.
Probiyotiklerin ve probiyotik gıdaların diyete eklenmesi
GAPS diyetinin en kritik olan konularından birisi, probiyotiklerin veya probiyotik gıdaların beslenmenizde nasıl, ne zaman ve hangi dozda yer alması gerektiğidir. Bu konuya geçmeden önce 343 teki Probiyotikler konusunu bir kez daha okumanızı öneririm. Bağırsak mikrobiyatasını dengelemek protokolün en önemli amaçlarından birisi olsa da ve bu konuda probiyotiklerin önemi çok büyük olsa da, diyete eklenmesinde çok dikkatli olunması gerekir. Bilinçsiz probiyotik veya probiyotik gıda kullanımı sizi çok sıkıntıya sokabilir. Biliyorsunuz, bağırsaklarımızda bizim lehimize çalışan ve faydalı olan bakteri ve mantar türü mikroorganizmalara probiyotik, bizim aleyhimize çalışan, bizi hasta eden mikroorganizmalara ise patojen adı verilir. Eğer bir anda çok miktarda probiyotik kullanırsanız, patojenler zarar görürler; kendilerini korumak için ortama toksin yayarlar veya bünyelerinde biriken toksinleri, özellikle toksik metalleri bağırsak ortamına bırakırlar. Bu durum şikayetçi olduğunuz hastalık semptomların şiddetini daha da artırabilir. Yoğurt, kefir, fermente lahana çok faydalı, o halde bunlardan çok çok yemeliyim mantığı çok tehlikelidir. Veya eczacınız size probiyotik önerdi, günde 1 veya 2 kapsül de kullanabileceğinizi tavsiye etti ise, tehlikeli bir durum yine. Probiyotik kullanımını diyet aşamalarından veya çeşitlerinden ayrı ve bağımsız tutmalısınız.
Kitabı aldınız, önce izin verilmeyen gıdaları diyetinizden çıkardınız, sonra Tam diyetle devam ediyorsunuz, ardından Giriş diyetine başladınız, sonra tekrar tam diyete geçtiniz. Veya bitkisiz GAPS diyetine başladınız, sonra Giriş diyetine ardından Tam diyete geçtiniz. Bazen de Giriş diyetinin aşamalarında kalma süreleriniz çok uzayabilir. Giriş diyetinin birinci aşamasında 3 ay kalanları biliyorum. Bazen aşamalar arasında gidip gelme durumları olabilir. Birinci aşamadaki birkaç kaşık fermente lahana suyu ile başlamanız ve kademe kademe artırmanız önerilmiş ise, bu şekilde devam edilemez doğal olarak. Bu nedenlerle, probiyotk kullanım aşamalarını diyet aşamaları ve çeşitlerinden bağımsız tutarak ilerlemeniz en güvenli bir yoldur. Probiyotik kullanımında, gelmek istediğimiz nokta; her çeşit fermente gıdayı (yoğurt, kefir, fermente lahana turşusu, fermente içecekler, kombuçya çayı, GAPS turşuları) sorunsuzca ve özgürce tüketmektir. Bağırsak mikrobiyatasını dengelemek, ömür boyu sağlıklı bir mikrobiyataya sahip olmak için bağırsak mikrobiyatasındaki faydalı mikroorganizmaların sayısının fazla ve çeşitli olması yanında patojenlerden çok daha fazla olması gerekir.
GAPS Protokolünü uygulamaya başladığınızda, probiyotik kullanıyor muydunuz? Çünkü, probiyotik kullanımı yaygınlaştı, eczacılar bile size probiyotik öneriyor ve kullanmaya başlıyorsunuz. Veya evinizde ev yoğurdu, kefir yapıyor tüketiyor da olabilirsiniz. Eğer çok ciddi otoimmün sorununuz ve kronik hastalığınız yoksa, sizde sıkıntı yaratan bir durum yoksa devam edebilirsiniz. GAPS Danışmanı olan doktor arkadaşlarımızın tavsiyelerine göre, diyete hazırlık çalışmaları yaptığınız dönemde; 140. Sayfada izin verilmeyen yiyecekleri diyetten çıkardığınız aşamada, probiyotik gıdaların da yavaş yavaş diyetten çıkarılmasını tavsiye ediyorlar. GAPS Protokolünü tam anlamıyla öğrenip uygulamaya başlamanız, evinizi hazırlamanız hemen hemen iki ay sürer. Bu süre zarfında zaten izin verilmeyen yiyecekler diyetten çıktığı için bağırsak mikrobiyatası dengelenmeye başlayacaktır. Tüm probiyotik gıdalar zaten teker diyete yavaş yavaş eklenecektir. İzin verilmeyen gıdaları diyetten çıkarma süresi boyunca, probiyotik ilavesi yapmayınız. Tam anlamıyla tedavi aşamasına geldiğinizde, seçtiğiniz diyetle ilerlemeye başladığınızda probiyotik gıdalr diyete az bir miktarla başlanıp, kademeli artırarak ve tepkilerinizi gözleyerek devam ediniz.
Giriş diyeti aşamalarındaki probiyotik gıdaların tüketme sırası, probiyotik kullanma aşamalarını hakkında bilgi verir. Önce fermente lahana suyu veya fermente sebze suyunu, içtiğiniz çorbalara veya et sularına ekleyerek başlıyorsunuz. Doz olarak ise; yetişkinlere bir tatlı kaşığı, çocuklar çay kaşığı, bebekler damla ölçüsü ile ilerlenecektir. Önce bir dozla başlanacak, semptomlar gözlenerek kademeli olarak hedeflenen doza ulaşıncaya kadar artırılacak. Her bir probiyotik çeşidi için, aşağı yukarı hedeflenen doz; yetişkinlerde bir çay bardağı, çocuklarda kahve fincanı, bebeklerde bir tatlı kaşığına kadar çıkmaktır.
Fermente sıvının hedeflenen dozuna ulaştıktan sonra, aynı dozda devam ediniz. Fermente sıvının ardından diyetinize yoğurt suyu ile devam ediniz. Günde bir dozla başlayıp, sürekli semptomları gözleyerek birkaç gün ara ile kademeli olarak ilerleyiniz, hedeflenen doza kadar kademeli ve dikkatli ilerleyiniz. Bu süre içinde belki Giriş diyetinin birinci aşamadasınızdır, belki ikinci, belki de bitkisiz GAPS diyetinde, belki de ketojenik diyettesiniz. Probiyotik gıda tüketimi, diyet çeşitlerinden ve kademelerinden farklıdır. Yoğurt suyunu da hedeflenen doza ulaşıncaya kadar dikkatlice ve birkaç gün ara ile kademeli olarak artırmaya devam ediniz. Eğer semptomlarda artış hissediyorsanız hemen güvenli olan doza dönüp o dozda devam ediniz.
Yoğurt suyunda hedeflenen doza ulaşmış iseniz ve hiç sorun yaşamıyorsanız, kefir suyuna geçebilirsiniz. Kefir içinde 200 çeşit civarımda probiyotik canlı içeren çok güçlü bir probyotiktir. Sorun yaşama riskiniz olabilir, çok dikkatli ilerlemelisiniz. Önce birkaç gün bir doz, sonra iki doz gibi.. kademeli olarak ilerleyiniz. Sorun yaşadığınız an geriye dönük en güvenli probiyotik dozuyla devam ediniz. 2-3 hafta sonra kaldığınız yerden devam ediniz. Artık konunun mantığını anladığınızı düşünüyorum. Nasıl ilerleyeceğinizi kavradınız.
Sıvı probiyotiklerden sonra, fermente sebzelere yani katı fermentelere geçebilirsiniz; lahana turşusu, fermente sebze gibi. Yine günde bir dozla başlayınız 2-5 gün devam ediniz, sonra iki katına çıkarınız 2-5 gün devam ediniz. Bir sorun yaşamıyorsanız hedeflenen doza kadar ulaşınız, Yine kontrollü, yine kademeli olarak ilerleyerek tabii.
Fermente sebzelerden sonra ekşi kremaya geçiş yapabilirsiniz. Yine günde bir dozla başlayıp sorun yoksa 2-5 gün devam ederek ikinci doza geçiniz. Yine bir sorun yaşamıyorsanız 2-5 gün devam ederek üçüncü doza … şeklinde devam ediniz, günde hedeflenen doza ulaşıncaya kadar. Bu arada diğer probiyotik gıdalar da diyetinizden çıkmadan devam ediyor olmalı.
Ekşi kremanın ardından yoğurt suyu yerine yoğurdun kendisini ekleyiniz. Bir çay bardağı yoğurt suyu tüketiyorsanız, onun yerine bir kase yoğurt, tüketebilirsiniz. Yine dikkatli gözlemleyerek ve kademeli olarak ilerleyerek, kefir suyu yerine kefirin kendisini tüketebilirsiniz. Kefir de sorunsuz bir şekilde diyete dahil olduktan sonra tüm fermente gıdaları tüketebilecek durumdasınız demektir. Bu noktaya belki dokuz ayda, belki de bir yılda belki de iki yılda gelebilirsiniz.
Probiyotik tüketiminde bazı istisna durumlar olabilir. Eğer histamin intoleransınız varsa, sebze veya süt temelli probiyotiklerden uzak durmalı, sadece ticari probiyotikleri kullanmalısınız. Kapsül veya toz şeklinde ise bıçağın ucunda az bir miktar kullanarak başlamalısınız, yine 2-5 güm kadar aynı doz, bir sorun yaşanmıyorsa iki katına çıkarak yine 2-5 gün şeklinde kademeli olarak artırabilirsiniz. Günde bir kapsüle çıkıncaya kadar.
Eğer ince bağırsakta aşırı bakteri çoğalması SIBO sorununuz varsa, hiç probiyotik kullanmadan diyeti sürdüreceksiniz. Diyetten mikroorganizmaları besleyen karbonhidratlar kalktığı için bir süre sonra aşırı bakteri çoğalma durumu dengeye gelecek ve diyetinize probiyotik eklemeye başlayabilirsiniz.
Giriş Diyetinde bir sonraki aşamaya geçmek için kriterler nelerdir?
GAPS kitabını alanların ve GAPS Diyetini uygulamaya başlayanların en çok sorduğu sorulardan birisi; “Aşamalarda ne kadar kalmalıyım? Bir sonraki aşamaya ne zaman geçmeliyim?” GAPS Diyeti kişiselleştirilmiş bir diyettir. Belli ilkeleri, uygulama kriterleri kesindir ama aşamalarda kalma süreleriyle ilgili kesin kurallar yoktur. Herkes hastalık semptomlarına, yaşa, çalışma hayatı koşullarına, metabolizmaya göre farklılıklar gösterecektir. Önemli olan diyetin mantığını bilmek ve hastanın verdiği tepkileri çok iyi gözleyerek kademeli olarak ilerlemektir.
Bazıları Giriş Diyetiyle başlamayı göze alamazlar veya koşulları Giriş Diyetini yapmaya uygun değildir; Tam Diyetle başlar ve hazır olduğu bir zamanda Giriş Diyetine döner. Giriş Diyeti bağırsak hasarını ve sızdıran bağırsak sendromunu iyileştirdiği için özellikle başlangıç aşamalarında uzun süre kalınması, bağırsağın iyileşmesi açısından son derece önemlidir. Otoimmün hastalıklar, epilepsi, çölyak, MS, diyabet 1, ülseratif kolit, romatoid artrit, ALS gibi ağır vakalarda, Giriş Diyetinin ilk iki aşamasında ne kadar uzun süre kalabiliyorsanız, ne kadar dayanabiliyorsanız dayanın. Dr. Natasha Campbell-McBride, bu tür ağır vakaların ikinci aşamada sürekli kalmalarını ve ara sıra Tam Diyete geçmelerini öneriyor.
Daha sonra geçtiğiniz üçüncü aşamada, ikinci aşamadan daha çok, dördüncü aşamada biraz daha uzun, beşinci aşamada daha da uzun, altıncı aşamada semptomlar tamamen ortadan kalkıp, stabil bir durumda uzun süre kalıncaya kadar devam ediniz. Aşamaların geçişinde bize yardımcı olacak diğer bir kriter de şudur: her aşamada belirgin olarak bazı semptomlarınızın azaldığını fark edinceye kadar, yani iyileşme belirtileri görünceye kadar o aşamada kalın. Örneğin; birinci aşamadan ikinci aşamaya geçtiniz, biraz o aşamada kaldınız, mutlaka bir şeylerin iyi gittiğini bazı semptomlarınızın azaldığını veya yok olduğunu fark etmelisiniz. Bu durum, bağırsakta iyileşmenin olduğunun göstergesidir. Sürekli ve düzenli olarak mutlaka bir aşamadan diğer bir üst aşamaya geçmek zorunda değilsiniz. Bazı semptomlarınızda geri gelme durumu olması durumunda, aşamalar arasında bir dans gibi gidip gelebilirsiniz. Beşinci aşamadan 4. veya 3. aşamaya, altıncı aşamadan 4. veya 5. aşamaya gibi. Hatta bazen fırsat buldukça birinci veya ikinci aşamaya geçebilir ve bu aşamalarda birkaç gün de kalabilirsiniz. Ama probiyotik miktarınızı değiştirmeden ve detoks sularınızı diyetten çıkarmadan. Özellikle çalışma hayatında olanlar, ileri aşamalarda olsalar bile hafta sonları veya tatillerde başlangıç aşamalarına dönebilirler.
Bazen diyete yeni eklenen bir yiyecek karın ağrısı ve dışkı değişikliği yapabilir veya eski semptomlarınızı tetikleyebilir. Demek ki, bağırsaklarınız henüz bu yiyeceği sindirebilecek durumda değil demektir. Sorun yaratan bu yiyecekleri bu programda belirtilenden daha sonra eklemeniz gerekebilir.
Ketozis Durumu Olursa Sorun Etmeyiniz
GAPS Diyetine başladığınızda karbonhidratlar diyetten çıkarıldığı için ketozis durumu ortaya çıkabilir. Ketozis tıbbi terim olarak metabolik anlamda, kan değerlerindeki ketonların normal seviyesinden daha fazla bulunması durumudur. Son yıllarda adını sıkça duymaya başladığımız ketojenik diyette, kandaki keton miktarı hep yüksek seviyede tutulur. Yağın enerji kaynağı olarak kullanılmasına geçiş aşamasında keton yükselmesi normaldir. Ketojenik diyette olan durum da budur. Diyabetik ketoz ile karıştırılmamalıdır, diyabetik ketoz çok farklı bir durumdur ve bu durumun diyet nedeniyle olan keton yükselmesiyle hiçbir alakası yoktur. Şekerin vücudun ana enerji kaynağı olduğu bilgisi ile pompalandı yıllardır. Oysa vücuttaki tüm hücrelerin büyük çoğunluğu yağları bir enerji kaynağı olarak
Kullandığını öğreneceksiniz Fizyoloji kitabından. Özellikle kalbiniz, kaslarınız, iç organlarınız vb. Yağın enerji kaynağı olarak kullanılması durumunda kanda keton cisimleri oluşur. Diyetten dolayı oluşan Ketozdan korkmamıza gerek yok, şekerin diyetten kaldırılmasıyla ortaya çıkan keton yükselmesi metabolizmanın doğal tepkisidir. GAPS Diyetine başladığınızda, geçici olarak ketozis durumunu yaşayabilirsiniz; çünkü metabolizmanız enerji elde etmek için yağları kullanmaya başlamıştır. Bu geçiş sürecinde kan değerlerinde keton miktarı normal değerlerinden daha yüksek olabilir, geçici halsizlik ve yorgunluk hissi görülebilir. Bu durum geçicidir ve tehlikeli bir durum değildir. Diyete sebzelerin daha çok eklenmesi; özellikle havucun, soğanın, balkabağının artırılmasıyla; bitki çaylarına tatlandırıcı olarak doğal balın katılmasıyla aşılabilecek geçici bir durumdur.
Sonuç olarak GAPS Diyetine başladığınızda, kandaki ketonun geçici olarak yükselmesinin hiçbir sakıncası yoktur. Bu durum geçicidir ve tehlikeli bir durum değildir. Ketojenik diyet yapanların keton seviyelerinin yükseltilmesi tedavinin en önemli amacıdır, diyabetik ketozis ile hiç alakası yoktur
Kabızlık veya İshal Durumlarında ne yapmalısınız?
GAPS diyetini uygulamaya başladığınızda, özellikle Bitkisiz GAPS Diyetini veya Giriş diyetinin ilk aşamalarını uyguluyorsanız kabızlık durumu yaşayabilirsiniz. Bazen de tersi bir durum ishal olabilirsiniz. Sayfa 421 de Bağırsak Yönetimi konusuna gidin hemen, o bölümde neler yapmanız gerektiği çok detaylı olarak anlatılmıştır. Bu konudaki talimatlara uymalısınız.
Yağın Sindirimi İçin
GAPS sorunu olanlar genellikle yağın sindiriminde sorun yaşarlar, bazılarının da safra kesesi alınmıştır. Ayrıca, hepimiz yağdan ve özellikle de hayvansal yağlardan korkutulduğumuz için yağsız bir beslenmeye alışığız. Oysa GAPS Diyeti yağlı bir diyettir. Eğer birdenbire yağ oranı yüksek olan GAPS Diyetine geçerseniz, karaciğerimiz bu yeni duruma hemen adapte olamayacak ve yeterince yüksek yağ miktarını sindirmeye yardımcı olacak safrayı üretemeyecektir. Bu nedenledir ki, GAPS Diyetine başladığınızda yağın miktarı yavaş yavaş artırılmalıdır. Diyetin başında her yemekte veya her et suyu ve sebze çorbasına 1 tatlı kaşığı kadar yağ ile başlayın ve her gün yağın miktarını kademeli olarak artırın. Hayvansal yağların bağırsakların iyileşmesinde son derece önemi olduğu için, sindirebildiğiniz sürece istediğiniz miktarda tüketebilirsiniz. Yağı yeterince sindirip sindiremediğinizi anlamak için, dışkınızın rengini kontrol edin. Eğer dışkınızın rengi açık renk ve tuvalette suyun yüzünde duruyorsa, yağ miktarı fazla gelmiştir, henüz bu yağı sindirmeye yardımcı olacak miktarda safra üretilemiyor demektir; yağ miktarını biraz azaltmalısınız. Eğer dışkınızın rengi yeşilimsi ise; safra fazla salgılanıyor, tükettiğiniz yağ miktarı safraya göre az demektir. Dr. Natasha Campbell-McBride bağırsaklarınızın sindirim kapasitesini artırmak ve yağlı diyete adapte olmak için, kahve lavmanı yapmanızı ve ‘GAPS-Shake’ içmenizi öneriyor. Sayfa 89’da GAPS Shake tarifini ve sayfa 432’de ise kahve lavmanı tarifini bulabilirsiniz.
Düşük mide asidi sorunu, midenin sindirime hazırlanması
GAPS hastası olan çoğu kişide mide asidi düşük seviyededir. Bu nedenle mide asidi düşük olanlar; mide ekşimesi, reflü, hazımsızlık veya benzeri sorunlar yaşarlar. Midesi sağlıklı olan bir insanın midesi asidiktir ve pH seviyesi 1.5-2 civarındadır. Oysa GAPS hastalarında mide asidi pH seviyesi 4-5 civarındadır ve yeterince pepsin (et, yumurta gibi proteinli besinlerin sindirimi için gerekli olan enzim) üretemez. Bu nedenle sindirimin en önemli aşaması olan mide sindirim, yeterince gerçekleşemez. Bu konuyla ilgili daha detaylı bilgi edinmek için sayfa 382’deki Mide asidi güçlendirici konusunu okumalı ve uygulamalısınız. Başlangıçta sindirim enzimi Betain HCL & Pepsin desteği kullanarak devam edip, yemeklerden önce fermente lahana turşusunun suyunu veya kendisini yemeniz de mide asidi sorununu çözecektir. Zaman içinde mide asidi sorunu iyileşmeye başlayacak ve mide asidi üretimi doğal durumuna dönecektir. Bu konuyla birlikte sayfa 487’deki mide sorunları konusunu mutlaka okumalısınız. Her GAPS sorunu olan, mide sorunları yaşamaya adaydır. Sayfa 487 deki değerli bilgileri öğrenmenin tam zamanı.
GAPS Diyeti sırasında ilaç kullanımı
GAPS hastaları genellikle ilaç kullanmaktadırlar. Psikiyatrik, nörolojik, hipotiroid, akut enfeksiyon, uykusuzluk, ağrı ve çoğu fiziksel şikayetler gibi nedenlerle ilaç kullanımı yaygındır. GAPS Tedavi Protokolüyle iyileşmeye başladıkça, ilaca daha duyarlı hale gelecek, ilaçlar veya dozları fazla gelmeye başlayacak ve ilacın yan etkileri daha çok ortaya çıkmaya başlayacaktır. Daha önce hissetmediğiniz yan etkileri görmeye başlayabilirsiniz. Bu durumda, ilaç dozunu veya ilaç türünü ayarlaması için, GAPS danışman doktorunuzla veya özel doktorunuzla mutlaka görüşünüz. GAPS Tedavi Protokolüyle birçok kişinin ilaç ihtiyacı büyük ölçüde azalır veya zamanla ortadan kalkabilir. Bu durumlarda ilaçlar aniden değil, yavaş yavaş dozu azaltılarak bırakılmalıdır veya belli bir süre küçük bir dozda devam edilmelidir. Burada işin zor tarafı bazı ilaçların ömür boyu kullanılması gerektiğini söyleyen ve bazı hastalıkların asla iyileşemeyeceğine inanmış doktorlara bu durumu kabul ettiremezsiniz. GAPS Danışmanı doktorlar, GETAT uzmanı doktorlar, tamamlayıcı tıp doktorları bu konuda size yardımcı olabilirler.
Çocukları veya ergenleri GAPS diyetine başlatma sorunlarının aşılması
GAPS hastalarının genel problemlerinden biri de karbonhidratlı gıdalara, işlenmiş gıdalara aşırı düşkün olmalarıdır. Aslında yaşanan bir tür bağımlılıktır. Karbonhidratlardaki şeker bağırsaktaki mantarların beslenmesi için harika bir yiyecektir. Mantarlar bu yiyeceklerdeki şekeri fermente ederek etil alkol üretirler. Karbonhidratlara bağımlı olan kişiler, aslında bu yiyeceklerin ürettiği alkole bağımlıdırlar. Aynı zamanda işlenmiş gıdalara konulan bazı katkı maddeleri bağımlılık yapıcıdır. O nedenle çocukları, ergenleri veya çoğu yetişkinleri, GAPS yiyeceklerine yönlendirmek gerçekten zordur. Özellikle otizm spektrum bozukluğu olan çocukların ortalama %60-70’inin bazen iki veya üç yiyecekten oluşan, son derece sınırlı bir beslenme durumu vardır. Sadece ekmek, pilav ve kraker yer mesela. Veya sadece makarna, pasta yer ve kola içer. Bu kişilere GAPS Diyetini aynen uygulatmak ve hele Giriş Diyetinden başlatmak son derece zorlu olacaktır, hatta mümkün olmayabilir. O nedenle çocuklarda ve ergenlerde
GAPS Tedavi Protokolünü Giriş Diyetinden aynen başlatmayı düşünmeyiniz.
Mutlaka kırılması gereken kısır bir döngü yaşanmaktadır. Bağımlı oldukları sınırlı yiyecekler bağırsak florasındaki patojen bakterileri besler, patojen bakteriler çoğaldıkça bağımlılık yapan yiyecekleri daha çok ister. Ağızdaki tat alma tomurcukları da, işlenmiş yiyeceklerdeki ve karbonhidratlardaki lezzeti algılayacak şekilde duyarlıdır. Diğer tat alma tomurcukları ise adeta bloke olmuştur. Bu döngünün kırılması; işin en zor, en stresli, hatta imkansız gibi görünen kısmıdır. Çoğu annenin bu noktada pes ettiğini ve diyetten vazgeçtiğini biliyorum. Bu noktada anne ve babanın kesinlikle kararlı olması ve birlikte hareket etmeleri gerekir. Eğer diyetin başında pes ederseniz, pes edeceğiniz öylesine ağır durumlar olacak ki, neredeyse hayattan pes etme noktasına geleceksiniz! Lütfen pes etmeyin. Karbonhidratlı gıdalara ve işlenmiş gıdalara bağımlı olan GAPS’lı kişilerde, direkt GAPS Giriş Diyetiyle başlamak riskli olabilir. Hatta GAPS Tam Diyetle başlatmak dahi mümkün olmayabilir.
Bu gibi durumlarda diyete yavaş yavaş girilmelidir. İzin verilmeyen yiyecekler; diyetten teker teker kaldırılırken, yerine izin verilen yiyecekler teker teker dahil edilebilir. Örneğin; hazır dondurma yerine evde yapacağınız ballı dondurma geçebilir. Kitapta tarif edilen kekleri, kurabiyeleri ona zararlı olan market ürünleriyle değiştirebilirsiniz. Kola yerine; muz, çilek vb. meyvelerle, hindistan cevizi veya badem sütüyle smoothie hazırlayabileceğiniz gibi, çok lezzetli meyve suları hazırlayabilirsiniz. Su kefiriyle, kombu çayıyla lezzetli içecekler yapabilir ve bunları kola veya diğer gazlı içeceklerle yer değiştirebilirsiniz. Tatlı, pasta, kek, çikolata vb. alışkanlığı olan çocuklar; fermente yiyeceklere alıştırıldıkça (turşu, peynir altı suyu ile fermente edilmiş sebzeler ve fermente sebze suları, yoğurt, ekşi krema) şeker bağımlılığı azalmaya başlar. Sadece fermente gıdaların diyete dikkatli dahil edilmesi konusuna dikkat edilmelidir Özellikle ekşi krema son derece lezzetli olduğu için, kahvaltılarında ve uygun olan yiyeceklere konarak başlangıç noktası olabilir. Salatalık turşusunu her çocuk sever, havuç turşusunu kabul edebilirler. Fermente gıdalar şeker bağımlılığını kırmada anahtar faktör olabiliyor. Çünkü fermente gıdalar, dildeki tatlı reseptörlerini bloke eder ve hatta dönüştürür. Bu nedenle de zaman içinde çocuklar, probiyotik gıdalardan ve ekşi yiyeceklerden hoşlanmaya başlayacaklar ve GAPS çorbalarına yemeklerine itiraz etmeyeceklerdir Ayrıca patojen bakterileri ve mayaları besleyen şekerli ve nişastalı gıdalar diyetten uzaklaştıkça daha önce yemeyi reddettiği yiyecekleri yemeye başlayacaktır. Böylece diyette izin verilmeyen yiyeceklerden, izin verilenlere doğru adım adım geçiş yapmak mümkün olabilir. Zaman içinde et sularını, fermente gıdaları da artırınca hızlı bir iyileşme sağlamak mümkün olacaktır.
Sonuç olarak; ergenlere ve 4-5 yaş üstü çocuklara GAPS Diyetini uygulatmak çok zor olsa da, bu zorluğu mutlaka aşmak ve kısır döngüyü kırmak zorundasınız. Çocuğunuzun bir geleceği olmasını garanti etmek istiyorsanız, bağırsak florasını yeniden oluşturmak için, bütün zorlukları aşıp GAPS Tedavi Protokolünü uygulamalısınız. Sağlıklı bir bağırsak florası olmadan, sağlıklı bir bedenden ve sağlıklı bir beyinden söz edilemez.
Hipoglisemi / Düşük kan şekerini önlemek için
GAPS hastası olanlar, genellikle düşük kan şekerinden şikayetçidirler veya bazılarına da hipoglisemi teşhisi konulmuştur. GAPS beslenme protokolü zaman içinde bu sorunu da giderecektir, fakat protokolün başlarında düşük kan şekeri için de önlemler alınması gereklidir. Düşük kan şekerini önlemek için Dr. Campbell McBride’ın; eğitimlerinde, konferanslarında ve www.gaps.me sitesinde önerdiği doğal bir yöntem vardır. Bir kavanoza biraz saflaştırılmış tereyağını, biraz organik
balla (tadını düzeltmeye yetecek kadar) karıştırmanızı, gün boyu yanınızda taşıyarak her yarım saatte bir bu karışımdan bir tatlı kaşığı kadar yemenizi önerir. Sayfa 513 ‘teki Şeker krizleri, çikolata krizleri konusunu dikkatle okuyup nasıl hazırlandığını öğrenebilirsiniz.
Hangi laboratuvar testlerini yaptırmalıyım?
Bağırsak mikrobiyatasının önemi her geçen gün anlaşılmış olsa da, bağırsakların ikinci beyin olduğu söylense de, tüm hastalıkların bağırsakta başladığı yeterince bilinmiyor. Eğer böyle bir kararsızlığa düşerseniz, bu durumdan çıkmak ve hastalığınızın nedeninin gerçekten bağırsaklar mı olduğunu anlamak isterseniz,
ne yapmalısınız? Mide ve bağırsak problemi olan çoğu hasta, endoskopi ve kolonoskopi sonuçlarının veri olarak yeterli olduğu yanılgısına düşebiliyor. Bu yolla bağırsak ve midemizde mikroskopik düzeyde veya enerji düzeyinde neler olduğunu öğrenemiyoruz. Endoskopü ve kolonoskopi ile daha makro düzeyde sorunları görebiliyoruz: yara, polip, eğrilik, genişleme, daralma vb. durumlar olduğunu öğrenebiliyoruz. Hastanelerimizde mikroskopik düzeyde yapılan testlerle ise, çok az bakteri ve mantar çeşidini öğrenebiliyoruz. Bağırsak mikrobiyatasının önemi artık bilim dünyası başta olmak üzere, çoğu otoriteler tarafından bilinmesine rağmen; otizm başta olmak üzere, şizofreni, epilepsi gibi mental hastalıkların; diyabet, ülseratif kolit, hormonal problemler, kronik ve otoimmün hastalıkların bağırsak kaynaklı olduğu konusunda yaygın bilgi ve bilinç kazanılmış değil henüz. Aslında bu hastalarda; kabızlık, ishal, reflü, gaz, şişkinlik, karın ağrısı gibi sindirim sorunları olsa da, hastalıklarının sindirim sistemiyle ilişkili olduğu düşünülmez.
Tüm hastalıklara kaynaklık eden, vücudu kirlenmesine neden olan sızdıran bağırsak sendromunun olup olmadığı zonulin testleriyle öğrenilebilir. Her çeşit hastalığa kaynaklık eden ağır metal toksitesi de laboratuvar testleriyle öğrenilebilir. Üstelik bu testler pahalı değildir. Mikrobiyata analizi pahalı bir testtir fakat bu testlerle de çok daha detaylı bilgiler edinilebilir: bakteri suşlarının sınıflaması ve dağılımı, çeşitliliği, mikrobiyotanın dengesizliği yani disbiyozis, mantarlar ve miktarı, emilim bozukluğu/İnflamasyon parametreleri, sindirim bozukluğu parametreleri vb.
GAPS Beslenme protokolü, sızdıran bağırsak sendromunu iyileştirerek, bağırsak mikrobiyatasını dengeleyerek, tüm kronik hastalıkların kök nedenlerini ortadan kaldırır.
Diğer sorularınızın cevaplarını öğrenmek için ne yapmalısınız?
Ben burada en çok sorulan kritik konulara yer verdim. Biliyorum ki aklınızda daha pek çok soru olacak ve öğrenmek isteyeceksiniz. Dr. Natasha Campbell-McBride’ın www.gaps.me sitesinde FAQ (sık sorulan sorular) linkine giriş yapınız. Burada alfabetik sıraya göre sıralanan konularla ilgili sorulmuş sorulara verilen cevaplar vardır. Sormak istediğiniz soru, büyük bir olasılıkla, bunlardan biridir. Eğer bunların içinde yoksa info@gaps-turkiye.org adresinden sorabilirsiniz veya www.gaps-turkiye.org adresindeki iletişim sayfasından ulaşabilirsiniz. Yeni bir oluşum olan Whattsapp destek grubuna üye olabilirsiniz. www.gaps-shop.com sitesinde BLOG menüsünde WHATTSAPP grubuyla ilgili açıklamaları bulabilirsiniz.
ŞU ANDA HANGİ DURAKTASINIZ?
Bulunduğumuz noktayı tekrar gözden geçirelim mi? İzin verilmeyen yiyecekler ve ardından izin verilen yiyecekler konusunu öğrendik. Bu konuda verilen yiyecek listelerini buzdolabımıza astık. Evimizi sadece izin verilen yiyeceklerle doldurduk, izin verilmeyenleri ise evimizden uzaklaştırdık. Neyi neden yememiz gerektiğini ve neleri mutfağımızdan uzaklaştırmamız gerektiğini biliyoruz artık.
Çiğ süt, et ve et ürünlerini, sebze ve meyvelerimizi, tereyağı, sızma zeytinyağı, kaya tuzu, kuru yemiş vb. doğal yemek malzemelerimi nerelerden temin edeceğiniz konusunda alışveriş sistemini organize ettiniz.
Mutfağımızda kullandığımız tüm mutfak tencereleri ve her çeşit kap; iyi kalite çelik, demir döküm tencere tava vb, seramik, cam ve toprak malzemeden yapılmış mutfak eşyaları kullanıyorsunuz.
Kullandığımız her çeşit temizlik ve bakım malzemeleri ekolojik veya organik.
Sayfa 183 ile 238, sayfa arasındaki bütün konuları okudunuz, öğrendiniz. Hangi diyetle başlayıp hangi diyetle devam edeceğinizi biliyorsunuz. Bu arada ihtiyaç duyduğunuz her çeşit yemek ve içecek tariflerini 241. Sayfadan başlayan Ne Yemeliyiz ve Neden, Bazı Tariflerle bölümünden buluyor ve yapıyorsunuz.
Bir yandan GAPS Türkiye kanalının youtube sitesindeki videoları izliyorsunuz. Aklınıza takılan soruların olması durumunda www.gaps.me sitesindeki sık sorulan sorular linkinden öğreniyorsunuz. Diyetiniz rutin hale geldiğini düşünüyorum. Önemli bir konu daha var, yediklerimizin tam anlamıyla yararlı olabilmesi için, parasempaik modda olmamız gerekiyor. O zaman sayfa 239 ‘daki GAPS yemek zamanı ritüeli bölümünü okuyup uygulayabiliriz artık. Bu nedenle hemen yemek yeme ortamımızı hazırlamak için siz de kendi ailenize özel ritüelinizi oluşturun. Afiyet olsun.
Vejetaryenlik (sayfa 317)
Dr. Nataşa Campbell-McBride’ın, bilinç kazandırmak istediği ve üzerinde kitap yazdığı konulardan biri vejetaryenliktir. Bu bölümü, bilimin verileriyle hiç önyargısız değerlendirerek okuduğunuzda, hem ailenize hem de yakın çevrenize çok katkı vereceğinize inanıyorum. Bu bölümü okuyacaksınız ve çok etkileneceksiniz biliyorum. İzin verirseniz bana önemli gelen birkaç konunun altını çizmek istiyorum. Vejetaryenlik veya veganlık bir diyet çeşidi değil, sadece oruç çeşidi olduğu, vücudun detokslanması için bir süre yapılıp sonra normal beslenmeye dönülmesi gerekir. Endüstriyel tarımın desteklediği, daha doğrusu pompaladığı bir durumdur. Endüstriyel tarım ki; dünyadaki tüm çölleşmenin, toprağın verimsizleşmesinin, havanın ve suyun kirlenmesinin en temel nedeni. Siz çok daha ötesini bu kitaptaki vejetaryenlik konusundan ve “vejetaryenliğin açıklanması” kitabından öğreneceksiniz.
GAPS Protokolünün 2. Ayağı olan Besin desteklerine geçebiliriz şimdi.
GAPS KİŞİLERİ İÇİN BESİN DESTEKLERİ (sayfa 343)
Sayfa 343 ile 390 arasındaki bölümde; probiyotikler, iyi ve kötü yağlar ve temel yağ asitleri, morina balığı karaciğer yağı, sindirim enzimleri, vitamin ve mineral desteği konuları yer almaktadır. Beslenmenize eklenmesi gereken besin destekleri veya gıda takviyelerine çok geniş ve çok detaylı olarak yer verilmiştir. Beslenme ile alamayacağımız gıda takviyelerinin en asgari düzeyde neler olduğu, neden almamız gerektiği ve dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgilenmiş olacaksınız.
Bazı konuların altını çizmek istiyorum. Bağırsak mikrobiyatasının önemi anlaşıldıkça, probiyotiklerin önemi de daha iyi anlaşılmış ve yerli üretimi de başlamıştır. Süt veya sebze temelli probiyotikleri diyetinize dahil etmişseniz eğer, ayrıca probiyotik takviyesi almanıza gerek yoktur. Fakat bazı ticari probiyotikleri yoğurt mayalarken, yoğurt mayasına karıştırırsanız yoğurdunuz probiyotik çeşidi açısından daha zenginleşmiş olur. Ticari probiyotiklerin içeriğindeki probiyotik çeşidinin çeşitli olmasına ve sayısının en az 10 milyar olmasına dikkat ediniz.
Yağlar konusuna çok geniş yer verilmiştir bu bölümde. Doğal katı yağların damarları tıkadığı ve kolesterolü yükselttiği gibi, yanlış bilgilerle ve yağ fobisiyle büyüdük. Kilo vermek veya almamak için hep yağlardan uzak durduk. Doğal hayvansal yağların kilo aldırmadığını, vücudumuzun yapı maddesi olarak kullandığını öğrendik: beynimiz ve tüm sinir sisteminin, hormonların, kemik iliğinin, tüm hücre zarlarının, hücre içi organellerin zarları yağdan yapılmıştır. Hayvansal yağları özgürce kullanabilirsiniz. Meralarda otlanan, olabildiğince otla ve samanla beslenen yerli üretim hayvanların yağlarını tercih etmek en doğrusudur.
Besin desteklerinden, mide asidi desteği olan betain HCL & Pepsin’i çok önemli buluyorum. Düşük mide asidi çok pek çok sindirim sorunun sebebi olduğu gibi mide ekşimesinden mide kanserine kadar, mide ile ilgili tüm sağlık sorunlarına kaynaklık ettiğini öğrendiniz. Bu nedenle düşük mide asidi sorunu olanların mutlaka betain HCL&Pepsin desteğini, diyetine eklemeleri gerektiğinin altını çizmek istiyorum. Ayrıca, mide asidinin normal seviyede olması, pankreas enzimlerinin üretimi için de gerekli olduğu için önemlidir.
Komşumuzdan, arkadaşımızdan, internetten çeşitli besin destekleriyle ilgili bilgiler alıp bunları yeterince bilgi sahibi olmadan kullanıyoruz genellikle. Bu bölümle birlikte seçimlerimizdeki kriterler konusunda bilinç kazandığınızı umuyorum.
Şimdi GAPS Protokolünün üçüncü ayağına geçiyoruz.
BAĞIRSAK VE FİZYOLOJİ SENDROMLU KİŞİLER İÇİN DETOKSİFİKASYON
Sayfa 391 ile 420 arasındaki bölüm, vücudumuza giren toksik yükü engellenmesi ve vücudumuzda biriken toksik yükün temizlenmesi konularını kapsamaktadır.
Tüm hastalıklara kaynaklık eden bir numaralı etkenin kirlilik olduğunu biliyoruz. Her geçen gün adlarını yeni duyduğumuz kronik ve otoimmün hastalıkların en büyük nedeni ne yazık ki, kirli bir dünyada yaşamımızın sonucu. Yeni doğan bebeklerin kordon kanında yüzlerce toksik madde olması son derece acı verici bir tablodur. Daha dünyaya gelmeden, annenin kanında dolaşan toksik metallerle, endüstriyel kirlilikle, tarım ürünlerinden, temizlik ve bakım ürünlerinden gelen kimyasallarla zehirlenmeye başlaması bana çok acı veriyor. Hele doğumun ilk aylarından başlayıp, 2-3 yaşlarına kadar dengeli bir şekilde oluşması gereken bağırsak mikrobiyatası ve sızdırmayan bir bağırsak oluşamıyorsa, çocuklarımız her çeşit kronik ve otoimmün sorunlara açık demektir; otizm, gelişme geriliği, epilepsi, lösemi, dikkat eksikliği, hiperaktivite, diyabet 1, anemi, öğrenme güçlüğü gibi. Biz yetişkinler için ise; kanser, kalp ve damar hastalıkları, psikiyatrik hastalıklar, epilepsi, Alzheimer, MS, demans gibi en korkutucu olanlardan; insomnia, migren, anemi, kolesterol ve tansiyon sorunları, alerji, egzema, sedef vb. gibi en yaygın olan sorunlar her an kapımızı çalmaktadır.
Güzel olan haber şu ki; kirli bir dünyada yaşamamıza rağmen bu kadar ciddi hastalıklar ve sorunlardan; sağlam bir bağırsak duvarı ve dengeli bir bağırsak mikrobiyatası ile korunmak ve engellemek mümkündür. Diğer güzel bir haber de, her yaşta yeni bir bağırsak mikrobiyatası ve sızdırmayan sağlam bir bağırsak duvarı oluşturmak mümkün. İster 2,5-3 yaşında bir bebek, ister 60-70 yaşında yetişkin olsun. GAPS beslenme protokolünün amacı budur; dengeli bir mikrobiyatası ve sağlam bir bağırsak duvarı oluşturmak. Çünkü sağlam bağırsak duvarı, ağır metallerin ve her çeşit kimyasal kirliliğin kana geçişine izin vermez, dış dünyaya karşı güçlü bir bariyer oluşturur. Bu nedenle kirli ve riskli dünyadan güçlü b,r bağırsak bariyeri ile korunabiliriz. Bu bölümde anlatılan yaşam tarzımız ile de yeni toksin girişine engel olabiliriz, var olan toksinleri de vücuttan atabiliriz (detoks).
GAPS Protokolünün üçüncü ayağı olan bu bölümde; önce yaşadığımız ortamdaki toksik yükü nasıl azaltmamız gerektiğiyle ilgili aldığımız önlemleri öğreneceksiniz. Temizlik, bakım, kozmetik amaçlı olarak kullandığımız tüm ürünlerin nasıl olması gerektiği konusunda son derece detaylı ve yeni bilgilerle tanışacak ve evinizde kullandığınız tüm ürünleri yeniden gözden geçirecek ve çoğunu değiştireceksiniz.
Detoks banyoları, güneşlenme, topraklanma, sebze-meyve suları gibi basit önlemlerle toksik yükü azaltmanın doğal yollarını tanımış olacaksınız.
Toksik metallere, özellikle doktorlarımız için son derece önemli olan şelasyon konusuna ve Andrew Cutler Şelasyon Protokolü’ne değinilmiştir. Toksik metallere kronik olarak maruz kalanların, şelasyon için acele etmemeleri ve en az bir yıl GAPS protokolünü uygulanmasıyla bu toksik yükün ortadan kalkacağı çok önemli bir bilgidir. Toksik metallere maruz kalınan şelasyon gerektiren akut durumlarda bize düşen boyutun ne olduğunu öğrenecek ve bazı vaka örnekleriyle konuyu iyice pekiştirmiş olacaksınız. Ama her bölümün sonunda, Dr.Natasha CampbelMcBride’ın özetlediği konuları, sonuç olarak yazdıklarını özel bir dikkatle okumanızı öneriyorum. Bu bölümde de, sayfa 420’de sonuç bölümünü okuduğunuzda çok etkileneceğinizi biliyorum.
Bu bölümle birlikte beslenmeye dayalı GAPS protokolünü iyice öğrenmiş oluyorsunuz.
Mevcut durum Analizi yapalım mı?
Sizlerin GAPS Diyet çeşitlerinden hangisini uygulamakta ve hangi aşamada olduğunuzu merak ediyorum. Belki hala giriş diyetinin aşamalarındasınız, belki Tam diyete geçtiniz, belki bitkisiz diyetten giriş diyetine geçiş yaptınız, belki ketojenik GAPS diyetini uyguluyorsunuz. Belki de tam diyetten çıktınız. GAPS Fizyoloji kitabında, tüm GAPS Diyetinin tüm çeşitleri, ilave bir açıklamaya gereksinim duymadan ayrıntılı bir şekilde anlatılmıştır. Ayrıca GAPS Protokolünü uygularken GAPS Türkiye youtube kanalından ve gaps.me sitesinden yararlandığınızı düşünüyorum.
GAPS Protokolünün ikinci ayağı olan besin destekleri konusunu okudunuz ve diyetinize bazı besin desteklerini de eklediniz.
GAPS Protokolünün üçüncü ayağı olan, yaşam tarzı değişiklikleri ve detoksifikasyon konusunu da öğrendiniz; evinizde bazı düzenlemeler yaptınız; tüm temizlik malzemelerinizi, bakım ürünlerinizi, kozmetiklerinizi değiştirdiniz. Vücuttaki toksinlerden temizlenmek yani detoksifikasyon için belki düzeni olarak detoks banyoları yapıyorsunuz, güneşleniyor, detoks suları içiyor, belki kumlarda, toprakta yürüyüş yapıyorsunuz.
Böylece Fizyoloji kitabındaki GAPS Protokolünün tüm ayaklarını öğrendiniz ve uygulamaktasınız. Kitabın 420. sayfasına geldiniz ve detoksifikasyon konusunu tamamladınız. Bu konunun ardından gelen bağırsak yönetimi konusunu diyet aşamasında öğrenmiştiniz. Kabız ve ishal durumlarında yapılması gerekenleri, lavman uygulamalarını ve en önemli konulardan biri olan kahve lavmanlarını da uyguluyorsunuz. İsterseniz son derece önemli olan bu konuyu bir kez daha tekrarlayalım. Zaten GAPS Fizyoloji kitabı her an elinizde olması gereken bir kitaptır. Her okuyuşta yeni şeyler keşfedeceksiniz.
Bağırsak yönetimi konusundan sonra, kitabın en son bölümüne geçiyoruz şimdi: “A’dan Z’ye: Alfabetik Sırayla GAPS Durumları” GAPS Beslenme Protokolü ile iyileşebilecek sağlık sorunlarına yer vermek mümkün olmasa da, en çok bilinen sorunları kapsamaktadır.
A’dan Z’ye: Alfabetik Sırayla GAPS Durumları (sayfa 462)
Bu bölümün hemen başında içindekiler sayfasında sorununuzla ilgili olanı bulunuz ve ilgili sayfaya geçiniz. Hastalığınızla ilgili daha detaylı bilgilere ulaşacaksınız. Ayrıca hangi diyetle başlamanız gerektiği yanında, evinizde uygulayabileceğiniz basit ve doğal yöntemlere de yer verilmiştir.
Bu bölümde sağlık sorununuzla ilgili yapmanız gerekenleri öğrendikten sonra, kitabın ilk bölümlerine 72. sayfaya geçiş yapacağız. Bağırsak floramızla bazı hayati organlarımızın ilişkisini daha yakından tanıyacaksınız.
Hormonlar (sayfa 72)
Hormon üreten endokrin sistemimiz ve bağırsak mikrobiyatasının buradaki rolü hakkında detaylı bilgilere sahip olacaksınız. Ekip olarak bir senfoni gibi iletişim ve denge içinde çalışan endokrin sistemimizi daha yakından tanıyıp bağırsak sağlığımızın ne denli önemli olduğunu bir kez daha öğrenmiş olacaksınız. GAPS Beslenme Protokolü, endokrin sistemi iyileştirmek ve hormonlarımızı normal dengeye getirmek için bir temel oluşturacaktır.
Karaciğer ve Akciğerler (sayfa 86)
Bu bölümde; iki yaşamsal organ olan karaciğer ve akciğerlerin fonksiyonları, bu organlara dayalı sağlık sorunları ve önlenmesi konularına yer verilecek; GAPS Beslenme protokolünün ile ilişkilendirilecektir.
Her iki organ, insan vücudundaki detoksifikasyon sistemi adı verilen çok önemli bir sistemin parçasıdırlar. Bu sistem, hem kendi metabolizmamızın yan ürünleriyle ve dışarıdan gelen toksisiteyle uğraşarak vücudumuzu sürekli temizler. Karaciğer ve akciğerler çok çalıştığı için yüksek kaliteli beslenmeye gereksinimleri vardır. GAPS kişilerinde toksin yükü çok fazladır. Anormal mikrobiyatanın ürettiği toksinler yanında, sindirilmemiş besinler de toksisiteyi artırır. Bu nedenle detoksifikasyon sistemi çok iyi çalışmaz, hatta bozulabilir, çöker ve pek çok hastalığa zemin hazırlar. GAPS beslenme protokolü yüksek kaliteli beslenme sağlayarak bu iki organın sağlığını destekler. Aynı zamanda bağırsak mikrobiyatasının dengelenmesi ve sızdıran bağırsak sendromunun iyileşmesiyle toksin üreten bir kaynak olmaktan çıkar. Karaciğer ve akciğerin yükünü azaltır ve detoksifikasyon sisteminin yeniden çalışmasını sağlar.
Toksinler ve Parazitler (sayfa 99)
Bu bölümde vurgulandığı gibi, toksisite ve parazitler her zaman bir arada gelirler. Modern yaşam ve endüstrileşme beraberinde kimyasal kirliliği de getirir. Bugüne kadar, doğada bulunmayan ve insan bedeninin tanımadığı ve o nedenle temizleyemediği 100.000’den fazla doğada bulunmayan yeni kimyasalla birlikteyiz.
Bu bölümde; vücudumuzun temizleyemediği bu yoğun toksisitenin parazitlerin çoğalmasını tetiklediği; Lyme, kanser başta olmak üzere kirlilikten kaynaklanan hastalıklara neden olduğu gibi çarpıcı bilgilere erişeceksiniz.
Kemikler ve Dişler (sayfa 109)
Modern yaşamın getirdiği beslenme biçiminin önce kemik ve dişlerimize neler yaptığını daha yeterince bilmiyoruz. Bu bölümü okuduğunuzda, biliyorum ki benim gibi çoğu bilgilerle ilk defa karşılaşacaksınız. İnsan vücudunun harika bir yaratım olduğunu ve sürekli kendini yenileyebildiğini, diş çürüklerini bile tamir edebileceği hiç aklınıza gelir mi? GAPS beslenmesinin, dengeli bir mikrobiyal ortamın ağız ve dişler için ne denli önemli olduğu konusunda farkındalık kazanacaksınız.
En Yaygın Kadın ve Erkek Sorunları (sayfa 123)
Bu bölümde GAPS kişilerinde en yaygın kadın ve erkek sorunlarına yer verilmiştir. Bireysel sorununuz ne olursa olsun, üriner sistemimizde ve üreme organlarımızda yaşayan mikrobiyal topluluğun rolünün ne denli önemli olduğunu konusunda farkındalık kazanacaksınız. Sağlıklı bir mikrobiyal topluluğun, üriner sisteminizi ve üreme organlarınızı her yaşta sağlıklı ve iyi durumda tutacağı gerçeğinden yola çıkarak, beslenmeye dayalı GAPS protokolünü takip etmek için daha çok motive olacaksınız.
GAPS Davranışı (sayfa 130)
Bazı davranış bozukluğu olan çocuklar veya yetişkinler için, davranışlarının nedeninin çoğu zaman, huyu ile veya genetik yapısı ile ilişkilendiririz. Veya ailenin ve okulun iyi eğitim vermediği konusunda yorumlar yaparız. Veya içinde bulunulan yaşam koşullarına bağlarız. Son araştırmalara göre bağırsak floramızın davranışımızı etkileyebildiği anlaşıldı. Her duygunun arkasında vücutta kimyasal bir fırtına vardır: hormonların, nörotransmitterlerin, enzimlerin ve diğer aktif maddelerin üretimi. Duygular kimyasaldır ve bağırsak floramız bol miktarda kimyasal üretir! Duyguların, motivasyonların, hoşlanılan ve hoşlanılmayan şeylerin, ani patlamaların ve diğer davranışların çoğu bağırsağımızdaki mikrobiyal aktiviteden gelirler.
GAPS protokolünü uyguladıkça; bu tür krizler, öfke nöbetleri, ataklar ve öteki davranışsal sorunlar ortadan kalkacaktır. Diyet ilk başta zor gibi görünse de sakin, sevimli biriyle yaşamak; huysuz, mantıksız, depresif ve kimi zaman agresif biriyle yaşamaktan daha kolaydır.
Bu davranışların çoğuna, yiyecek bağımlılıkları neden olduğunu yiyecek bağımlılıklarıyla ilişkili olduğunun daha çok farkında olacaksınız.
Yiyecek Bağımlılıkları (sayfa 133)
Size çok şaşırtıcı gelecek belki, yiyecek tercihlerimizi belirleyen bağırsak floramızda yaşayan mikroorganizmalardır. Egemen olan grup, kendi yiyeceklerini bize o yiyeceğe karşı istek uyandırarak karşılarlar. Patojen grubu olanlar, nişastalı ve şekerli gıdalara ihtiyacı olduğu için; pilav, makarna, abur cuburlar, tatlılar, pastalar tüketme isteği oluşturur. GAPS’lı çocuklarınn yemek seçmesindeki neden budur.
En can alıcı konuyu, sağlığımızın veya hastalığımızın köklerini en sona bıraktım.
Sağlık İçimizdeki Toprakta Başlar! (sayfa 14)
Ben bu konuyu okuyunca inanılmaz etkilendim, gözlerim yaşardı diyebilecek kadar. İnsan vücudu; mikro ölçekten, makro ölçeğe kadar, olağanüstü bir yaratım. Tüm organlar, dokular, hücreler arasında ilahi bir program dahilinde ve saklı bir akıl çerçevesinde bir iletişim, haberleşme mevcut. Kendini iyileştirmek ve korumak konusunda tüm yeteneklere sahip olacak biçimde programlanmıştır! İyileşmek için vücudumuzu tanıyıp, ihtiyaçlarını karşılamamız durumunda iyileşmemiz mümkün olacaktır.
Dr. Natasha Campbell-McBride; bizi hayranlık veren bu sistemin en derinlerine götürüyor, içimizdeki toprağa. Sizi onunla baş başa bırakıyorum. Yüzlerce kitaptan, bilimsel araştırmalardan elde ettiği bilgileri adeta hap gibi yapıp bizimle paylaşıyor.
Bu bölümde, toprak ve toprak içinde yaşayan canlı formları ve bitki kökleri ile; bağırsak içindeki mikroorganizmalar ve çeşitli yaşam formlarını bağırsak ve bunların arasını dolduran kirli ve yapışkan biofilm tabakasına benzetmektedir.
Endüstriyel tarımın zaman içinde toprağı verimsizleştirmesi ve çoraklaştırması hatta çölleştirmesi gibi; kimyasal ilaçlar, antibiyotikler, işlenmiş gıdalarla beslenme, gıdalardaki koruyucular, renk vericiler vb. içimizdeki toprağı da verimsizleştirip çölleştirir. Kronik hastalığınız, ister romatoit artrit olun, ister multipl skleroz, ister alerjiniz olsun ister astımınız, ister nöropati ister cilt sorunlarınız olsun, hastalığınızın sebebi bağırsaklarınızdadır. İçimizde çölleşen toprağı çeşitli yaşam biçimleriyle birlikte tekrar doğal ve dengeli yapısına döndürebiliriz. Karnımızın derinliklerinde; mikroorganizmalar (virüs, mantar, bakteri, tek hücreliler) ile, solucan, bağırsak kurtları vb. çok hücreli canlılardan oluşan yaşam formlarının bir arada yaşadığı büyük bir ekosistemi doğal dengesine döndürebiliriz.
Şimdi çok daha ilginç bilgilerle tanışacaksınız, mikropların başka bir yönüne baktığımızda doğal bir fenomenle tanışacaksınız: pleomorfizm.
Pleomorfizm (sayfa 16-24)
Pleomorfizm nedir? Tüm kronik dejeneratif rahatsızlıklarda rolü, Mikrop teorisini
sonu. Mikroplarla genetik değiş tokuş, İmmün hücrelerinin mikrobiyal kökeni, Holobiyom ve hologenomun bebeklere geçişi, Patojenlerin kendi hücrelerimizden
doğma olasılığı vb. Biliyorum ki, sizin de ilk defa karşınıza çıkacak bu bilgilerle, doğru bildiğimiz yanlışlarla bugüne nasıl geldiğimizi bir kez düşüneceksiniz.
Şimdi bağırsak florasının bizim için faydası ve önemini daha yakından tanıdığımız konuya kitabın 25. Sayfasına geçiyorsunuz.
Bağırsak florası bizim için ne yapar? (sayfa 25)
İnsan sindirim sisteminin emici yüzeyini düzleştirirseniz, çok büyük bir alanı kaplar. Bu alan, kendi biyofilmlerinde yaşayan milyonlarca sayıdaki mikroorganizmalar ile, çok hücreli kurtlar, solucanlardan oluşan karmaşık bir yaşam formları topluluğunun oluşturduğu ekosistemdir. Hayatımızın, sağlığımızın, mutluluğumuzun, başarılarımızın vb. kökleri buradan gelir. Bu ekosistemde; yiyeceklerimizin sindirimi ve emiliminin gerçekleştiğini; vitamin, hormon Nörotransmitter üretiminin bu ekosistemin işlevi olduğu konusunda yeni bilgilere ulaşacaksınız. Bir kez daha bu ekosistemin kendi lehimize çalışması için, yeniden yapılanması için GAPS beslenmesine önem vereceğinize inanıyorum.
Bağırsak Florası Nereden Gelmektedir? (sayfa 34)
Bebeğin bağırsak florasının oluşumunda; hamilelikten itibaren, doğum sırasında ve sonrasında annenin, bağırsak florasını oluşturmaktaki rolüne daha derinden bakacaksınız. Annenin bağırsak florasına ise, babanın nasıl katkısı olduğunu, bebek büyüdükçe çevre koşullarıyla, beslenme ile, antibiyotiklerle floranın nasıl etkilendiği, hayata anormal florayla başlamanın sonuçları konusunda detaylı bilgilere ulaşacaksınız.
Dost mu, Düşman mı? (sayfa 37)
Sindirim sisteminizdeki ‘toprak’ zarar gördüğünde, dostunuz olmaktan çıkıp büyük bir düşmana dönüştüğü, beslenmemiz, vitamin ve hormon üretimi olumsuz etkisi yanında; tüm hastalıklara nasıl kaynaklık ettiğini bir kez daha tanımış olacağız.
Bağışıklık Sistemi (sayfa 40)
Bu bölüm; bağışıklık sistemimizin % 80 ila 85’inin, bağırsak duvarında konumlanmış olduğu, LENFOİT DOKU ve lenf düğümlerinin fonksiyonu, enfeksiyonun giriş bilgisinin paylaşımı, aç bir organ gibi olan bağışıklık sisteminin nasıl beslenmesi gerektiği, bağışıklık sisteminin spesifik olmayan yanıtlarını içermektedir. Spesifik yanıtlar, tüm otoimmünite bağırsakta doğduğu ve bu nedenle bağırsak flora anormalliği olan GAPS’lı kişilerde her zaman otoimmünite olduğunun altı çizilmektedir.
Otoimmünite nedir? (sayfa 42)
Bu bölümde; otoimmünite, ana akım tıptaki tanımına ve yapılan müdahalelere, , tedavi edilemez olarak etiketlenmesine, moleküler taklit olgusuna, mikrobiyal Transglütaminaz (mTg) enzimi ve gıda endüstrisinde kullanımı ve sonuçlarına, otoimmünite ve alerjiyi tetikleyen mikrobiyal mTg’ye, Farmasötik ilaçların vücutta otoimmüniteye ve iltihaplanmaya neden olabileceği bilgilerine yer verilmiştir.
Bu mevcut duruma karşın; Dr. N.Campbell-McBride’ın yaklaşımına göre; “Bağışıklık sistemi bizim düşmanımız değil, Doğa Ana tarafından bize verilmiş muhteşem ve güçlü bir müttefiktir. Hastalığa neden olmak için değil, bizi hastalıktan kurtarmak için tasarlanmıştır! Herhangi bir kronik hastalıktan kurtulmak ya da sağlıklı bir yaşam sürmek istiyorsak, onun çalışmasına saygı duymalı ve ona yardımcı olmak için elimizden gelen her şeyi yapmalıyız.”
Gıda alerjileri ve intoleransları (sayfa 50)
Bağırsak florasının bozulmasıyla, bağırsak duvarın zarar görmesi, bağırsak duvarınız gözenekli ve sızdıran duruma gelmesinin; klinik olarak gıda alerjisi veya intoleransı olarak kendini göstermesi, astım krizi ya da panik atağı, deri döküntüsü ya da migren, sistit nöbeti veya enerji düşüşü, hafıza kayıpları ya da kalp çarpıntıları, duygusal dengesizlik ya da artrit, vb. şekillerde ortaya çıkmasına yer verilmiştir. Alerji yapan yiyeceklere odaklanmak yerine, bağırsak duvarını iyileştirmeye ve mühürlemeye odaklanmamız gerektiği vurgulanmıştır.
Alerjiler nasıl geliştiği, mast hücresi aktivasyon bozukluğu ve Eozinofili, Histamin ve diğer biyojenik aminler konusuna yer verilmiştir.
Ateş için şükredin! (sayfa 59)
Ateşin bağışıklık sistemimizin kullandığı bir araç olduğu, bebeklerimizin ve küçük çocuklarımızın ateşlerinin çıkmasına izin vermenin yaşamsal önemini, ateşe neden olanın, menenjit gibi tıbbi tedavi gerektiren, ciddi bir enfeksiyon olmadığından emin olma durumunda yapılması gerekenler ve çok daha fazlası yer almaktadır.
Soğuk algınlığı için şükredin! (sayfa 62)
Soğuk algınlığı (nezle)yi oluşturan virüslerin, vücutlarımızın düzenli olarak temizlenmesini sağladığı için doğada çok önemli bir görevi olduğu, çocukluk çağının yaygın enfeksiyonlarının rolüne, otoimmün hastalıklarla viral enfeksiyonların farklı bir ilişkisini, soğuk algınlığına yakalandıklarında kullanılan ilaçların virüsleri hiç etkilemediğini tam tersi, virüsün vücudunuza kronik bir enfeksiyon olarak yerleşmesine izin vermek olduğunu ve en doğrusunun ne olduğu konusunda bilgilere ulaşacaksınız.
Bağışıklık sisteminizi iyi besleyin! (sayfa 65)
Bu bölümde; bağışıklık sistemimizin sağlıklı ve güçlü olması için ne tür yiyecekler gerektiği, kolesterolün, fermente gıdaların bağışıklık sistemi için önemine yer verilmiştir. Vücuttaki bağışıklık dengesini değiştiren ve bizi virüslere karşı savunmasız kılan yiyecekleri, bunlar yerleşik virüslerimizi (herpes ailesi ya da papilloma gibi) harekete geçirebilecekleri konularına ve bağışıklık sistemine yardımcı olan besin desteklerine yer verilmiştir.
Bebeklerin olgunlaşmamış bağışıklık sistemleriyle doğduğu, bağışıklık sistemini olgunlaştırmanın yollarını tanımış olacağız. Bağışıklık sistemimizin büyük bir yüzdesi bağırsak duvarında bulunduğunu, bağırsak florasıyla yakın bir ilişkisi olduğunu, her GAPS kişisinin, kendi klinik tablolarının bir parçası olarak, bağışıklık aktivasyonu olduğunu, aynı zamanda vücutta en önemli bariyerin bağırsaklar olduğunu içermektedir.
Bağışıklık sistemimizi iyi besleyerek ve iş yükünü azaltarak ona yardımcı olmak için; bağırsak duvarını iyileştirmeye ve mühürlemeye, bağırsak florasını normalleştirmeye, çevresel toksisiteye maruz kalışımızı azaltmaya ve bütün vücudun fiziksel yapısını ve işlevlerini eski haline getirmek için doğal iyileştirme yönteminin en başında gelen GAPS Beslenme protokolünü uygulamaya daha motive olacaksınız.
Şimdi en son bölümlere geçiş yapacağız ve rehber kitapçığımızın kitaba dayalı bölümünü tamamlamış olacağız..
İyileşme (sayfa 436)
Bu bölümde iyileşmenin tıpkı soğan kabuğu gibi aşamalar halinde olduğunu ve iyileşmenin dinamiklerine yer verilmiştir. İyileşme yolculuğunuzdaki duraklar sizi endişelendirebilir, çünkü iyileşmenin olduğu her katmandan sonra, geçici olarak hasta hali hissedebilirsiniz. Aslında vücudunuzun bu konuyla ilgili mesajlarını, iyileşme dilini çözmeye çalışmalısınız.
Ayrıca bu bölümde; ne düzeyde stres yaşadığınızı analiz edebilecek, stresin her kademesinde vücudunuzun, metabolizmanızın, bağışıklık sisteminizin nasıl etkilendiği konusunda farkındalık yaşayacaksınız. Stresin kademeleri dört katlı bir stres evi ne benzetilip, her katında neler olduğunu öğrendikten sonra kazandığınız farkındalık ve bilinç sonucu, asla dördüncü katta olmayacağınızı umuyorum.
Bu konunun en son sayfasındaki, 445 teki ‘Bu bölümü sonuçlandıracak olursak’ diye başlayan paragraftan sonraki Dr.N.Campbell-McBrideîn yorumlarını tekrar tekrar okumanızı öneriyorum. Onun doktorluğu ve uzmanlığının derinliklerindeki bilgece yorumları ve önerileri sizin gelişme yolculuğunuza da ışık tutacaktır. Onun ne kadar özel bir insan olduğunu, onu tanımanın ne büyük bir şans olduğunu bir kez daha düşünüyor ve sizin de bana katılacağınızı umuyorum.
İyileşme yolculuğunuzu destekleyen başka bir yaklaşım:
Zihin Maddeden Üstündür (sayfa 446)
Bedeninizi iyileştirirken, zihni de iyileştirmenin gerekliliğini özetleyen çok önemli bir bölümdür.
Sadece bedenimizi beslemek, onun ihtiyacı olan besin maddelerini tüketmek, vücudumuzu toksinlerden temizlemek çok önemlidir. Ama yeterli değildir. İnsan fiziksel varlığı olan bedeni yanında; zihinsel boyutu, duyguları ve ruhsal boyutuyla bütünlüğü olan bir varlıktır. Gerçek bir iyileşmeden söz ediyorsak; tüm varlığımızın her boyutu iyileşme sürecine dahil olmalıdır. Enerjimizi yüksek tutmanın, olumlu ve pozitif ruh hali içinde olmamızın, iyileşmeye olan inançlarımızı güçlü tutmanın önemi çok büyüktür.
Dr. Natasha Campbell-McBride, bu bölümde fiziksel boyutumuzun dışında neler yapılması gerektiğini vurgulamaktadır. GAPS protokolünün yaratıcısı, dünyada binlerce insanın kaybedilen hayatlarını geri kazandıran, gerçek bilim insanın bizlere neler dediğine kulak verelim bu bölümde. Ben çok etkilendim, sizin de etkileneceğinizi düşünüyorum.
Son birkaç not (sayfa 452)
İşte benim en çok etkilendiğim, tekrar tekrar okuduğum ve çevremdekilerle paylaştığım bölümlerden birisi. Bu bölümde bu değerli tıp insanının bilgeliğini, yaşadıklarının ona neler kattığını anlıyor ve her kelimesine ayrı bir önem veriyorum. Sizin de bu bölümü satır satır okumanızı öneriyorum. Bu son bölümün içeriğini, kitabın bazı bölümlerini kopyalama yapıştırma olarak yer verdim.
Kronik bir hastalıktan iyileşme ruhsal çalışma gerektirir! (sayfa 452)
Entropi adı verilen, enerji kaybına neden olan termodinamiğin ikinci yasasının sadece cansız varlıklarla ilgili olduğu, canlı varlıkların yaşam enerjisi ile entropiye direndiği; yaşam enerjisinin ayrılmayıp zayıflaması durumunda, entropinin içeri süzülme ihtimalinin olduğunu, kronik hastalığınızın nedeni olabileceği gibi çok etkileyici bir yorumla tanışacaksınız.
Yazar; yaşam enerjini zayıflatan durumlara yer verdiği gibi, yaşam enerjisini güçlendirmenin yollarına da yer vermiştir. Kronik hastalıkların ruhsal olarak gelişmek için fırsat olduğu gibi bilgece yaptığı yorumlar üzerinde siz de düşüneceksiniz.
Kronik bir hastalıktan iyileşmek,
gezegenimizle yeniden bağlantı kurmayı gerektirir! (sayfa 456)
Bu bölümü, rejeneratif (onarıcı) tarım ile uğraşan Dr.Natasgaha Campbell-McBride’ın cümlelerine daha çok yer veriyorum. O şimdi sadece insanları değil, gezegenimizi de iyileştirmekle meşgul. Eendüstriyel tarım başta olmak üzere gezegenimizi çölleştiren, toprağı çoraklaştıran, doğal afetlere neden olan kar amaçlı oluşumların pençesinde yaşanamayacak hale gelen dünyamızın sorumluluğunu taşıyan duyarlı bir insan. GAPS’la tanışan bizler de; bebeklerin daha doğmadan zehirlendiğini, hasta doğduklarını veya kronik hastalıklara yakalandıklarını görüyoruz. Çocuklarımız, ergenlerimiz, gençlerimiz, yetişkinler, hatta yaşı ilerlemiş olanlar bile kronik hastalıkların pençesinde olup, hastane koridorlarını veya hastaneleri dolduruyorlar. Rejeneratif (onarıcı) tarımın amacı yalnızca en iyi kalite gıdayı üretmek değil, gezegenimizi de iyileştirmektir. Biliyorum ki, GAPS Beslenme Protokolü ile tanışan bizler, kendimiz ve yakınlarımız için uğraşırken hiçbirimiz eski ben değiliz. İnanıyorum ki, hepimiz küçük çapta toprakla uğraşmaya başlayıp, gezegenimiz için de çok şeyler yapacağız.
Ben GAPS Fizyoloji rehber kitabı için, yol haritanızı çizerken yazarın vurguladıklarının tekrar altını çiziyorum. Kronik bir hastalıktan kurtulmak için, bu yaşam, güzellik ve kutsallık kaynağı olan gezegenimizle yeniden bağlantıya geçmek çok önemlidir. En yıkıcı insan etkinliklerinden birinin her zaman endüstriyel tarım olduğu, ihtiyaç fazlası olan tahıllara Pazar bulmak ve kar etmek için, CAFO’larda (Kapalı Hayvan Üretim İşletmeleri) hapsedilip, buralarda bu ihtiyaç fazlası tahıllar ile beslendiklerini acısını yaşayacağız tekrar.
GAPS Beslenme Protokolü’nü takip ederek, doğal ve organik yiyecek satın almakla hayvanların doğal otlaklardan beslendiği tarımı destekliyor ve gezegenimize yardımcı oluyoruz.
Kronik bir hastalıktan iyileşmek,
bilim konusunda dikkatli olmayı gerektirir! (sayfa 459)
Konvansiyonel tıbbın, sadece insanın fiziksel ve zihinsel boyutu ile ilgilendiğini, üçüncü boyut olan ruhsal alanı sertçe ittiğini; zaman içinde ana akım tıbbı da geleceğinin olması için ruhsal boyutu da ele alacağı konusundaki yorumlarını okuyacaksınız.
Kendi beden, zihin ve ruhunuz sizin şifacılarınızdır. (sayfa 460)
Burada çok değerli bilim adını, bilge insan, insanlığın en büyük şansı Dr.Natasha Campbell’in kendi sözlerine yer veriyorum.
“Kendinizi iyileştirme gücü sizin içinizde programlanmıştır. Tüm varlığınızın iyileşmesi sizin ama yalnızca sizin göreviniz. GAPS Beslenme Protokolü sizin herhangi bir hastalıktan iyileşmeniz için sağlam bir zemin oluşturmanıza yardım edecektir, çünkü o sizin vücudunuzu kaliteli malzemeden inşa etmenizi sağlayacak; kuvvetli, sağlam ve herhangi bir hasara dirençli hale getirecektir. Ama her insan benzersizdir, zihin ve ruhu için benzersiz bir yaklaşıma ihtiyacı vardır. Bu şartlar altında, doğru yolu bulmak için sezgi ve hislerinizi izlemeye ihtiyacınız var. O manevi kısımlarımıza bağlanmak için pek çok yol var; örneğin meditasyon, dua, psikoterapinin çeşitli şekilleri ve yalnızca bir arkadaşla konuşmak. Ama belki en iyi yol kendi kendimizle konuşmaktır.
Yaşamınızdaki en zeki kişi sizsiniz! Bu kişiyle olabildiğince sık konuşun, Okumaya devam edin, öğrenmeye devam edin.
Sonuç olarak: kronik bir hastalıktan iyileşmenin; ilhamla, büyük dersler ve gurur verici başarılarla dolu harika bir yolculuk olduğunu söylemek isterim. Bir İNSAN olarak gelişmek, daha akıllı, daha nazik ve daha sevecen olmak için bir fırsattır. Daha ne olduğunu anlayamadan diğerlerine iyileşmeleri için yardım ediyor olacaksınız, bu size daha da keyif getirecek. Başkalarına yardım ederek yeni keşifler yapacaksınız ve bu da sizin iyileşme yolculuğunuza katkıda bulunacak. Herhangi bir yolculukta, üstesinden gelmeniz gereken güçlük ne kadar zorsa, zafer o kadar tatlı ve yolculuk da o kadar değerlidir. İyi yolculuklar! (Dr. Natasha Campbell-McBride)”
Değerli GAPS okuyucusu. Dilerim paylaştığım deneyimler size faydalı olmuştur. Her zaman iyileşme yolculuğunuzun müjdesini bekliyor olacağım. Sağlık ve şifa dileklerimle.
Gonca Zeybek (GAPS Türkiye Temsilcisi)