"GAPS Kitabı Sayfa 293 Sindirim Enzimleri" bölümünden alınmıştır.

Anormal bağırsak florasına sahip kişilerde neredeyse istisnasız bir şekilde mide asidi üretimi düşüktür. Candida türleri ile Klostridia ve diğer patojenlerin aşırı üremesiyle ortaya çıkan toksinlerin mide asidini azaltma yetenekleri güçlüdür. Bunun anlamı ne ve neden önemli? Protein sindirimi midede başlar. Mide duvarı tarafından üretilen hidroklorik asit, protein sindirim enzimi pepsini harekete geçirir. Pepsin, gıdasal proteinin çok karmaşık olan yapısını, peptitler ve amino asitler haline getirmek üzere parçalamaya başlar. Pepsinin düzgün çalışabilmesi için mide pH seviyesinin 3 veya daha az ve son derece asidik olması gereklidir. Hipoklorhidri durumunda yeterli asit üretilmez. Bu yüzden mide pH’ı, pepsinlerin görevini düzgün bir şekilde yerine getirmesine yeterli değildir.

Mide asidi düşük olan bir çocuk veya yetişkinde sindirim süreci baştan yanlıştır. Kötü sindirilmiş protein ince bağırsağa iner. Mideden gelen ve Asit seviyesi düşük yiyecekler,  pankreas  enzim oluşumunu, karaciğerin safra salgılamasını ve bağırsağın mukus üretmesini tetiklemez. Bu yüzden pankreas, sıvılarını üretmez ve yağlar üzerinde çalışacak safra salgılanmaz. Süreci kötü sindirim ve kötü emilim takip eder. Diğer kötü sindirilen proteinler, alerji ve otoimmün reaksiyonlara yol açarak zaten zayıflamış bağışıklık sistemini daha da zor duruma sokarlar. Pek çok temel vitamin, amino asit ve mineral özümsenemez ve besin eksikliği açığa çıkar. Kötü sindirilen karbonhidratlar, anormal flora tarafından kullanılıp alkole, asetaldehide ve diğer toksinlere dönüştürülür. Yağlar sindirilemez ve kişi yağda çözülebilen son derece önemli A, D, E, K vitaminleri ve temel yağ asitleri açısından eksik kalır. Bu durumda dışkının rengi soluktur ve batmaz ya da ishal oluşur. Sindirilemeyen yiyecekler ise sindirim yolunda çürür ve tüm vücudu zehirler.

Mide asidinin yokluğu, sindirim sürecini mahvetmek dışında başka ciddi olumsuz etkilere de yol açıyor. Ağzımıza koyduğumuz her parça yiyecek ve içecekte bulunan çok sayıda mikrop için ilk engel mide asididir. Mide yeterince asitli değilse, mikropların bağırsağa geçme olasılığı artar ve burada yerleşip daha sonra sorun yaratırlar. Hatta midede yerleşip çoğalabilirler! Normalde mide, aşırı asitli ortamı yüzünden sindirim sisteminin en düşük nüfuslu bölgesidir. Ama hipoklorhidrili bir kişide Helikobakter pylori, Kampilobakter pylori, Enterobaktera, Candida, Salmonella, E. coli ve Streptococci gibi her türden patojen ve fırsatçı bakterilerle mantarlar mide duvarında yaşayabilir. Bu alandaki en fazla araştırma mide kanserli kişilerde yapıldı ve çoğunda mide asidi seviyesinin düşük olduğu ortaya çıktı. Düşük asitli midede konuşlanan mikroplar mide kanseri, ülser ve gastrit oluşumunda önemli rol oynuyorlar.

 

Öyleyse ne yapmalıyız? GAPS hastalarının mide asidi desteğine ihtiyacı vardır ve en fizyolojik karışım Pepsin eklenmiş Betaine HCl olabilir. Bir kapsülünde genellikle 200-300 mg Betaine HCl ve 100 mg Pepsin bulunur.

Her yemekten önce alınması gerekir. Kapsüller genellikle yetişkin dozudur. Ama 8 yaşındaki çocukların bu kapsülleri sorunsuz alabildiğini gördüm. Çocuğunuz için geçerli dozu belirlemek için yemeğin ilk kaşıklarına kapsülün içindeki tozdan bir tutam ekleyin. 2-3 gün sonra 2 tutama çıkarın ve bu şekilde devam edin. 18-24 ay arası çocuklarda genellikle bir tutam yeterli olur. 2-3 yaşındakilere 2-3 tutam verebilirsiniz. 4-6 yaşlar için yarım kapsül yeterlidir. 6 yaşından büyükler için yarım-tam kapsül verilebilir. 10 yaşından büyükler ve yetişkinler başlangıçta her yemekten önce 2 kapsüle ihtiyaç duyabilir.

Pek çok anne-baba Betaine HCl ve Pepsine başladıktan sonra birkaç gün içinde çocuklarının dışkısında önemli düzelme kaydettiklerini söylüyor. Asit, probiyotik bakterileri öldürebileceğinden, Betaine HCl ve Pepsin ile birlikte probiyotik vermeyin. Probiyotikleri sabah ilk iş olarak, ayrıca yemek aralarında ve yemekten sonra, mide asit oranının en düşük olduğu zamanlarda verin.